Bu Mekke İttifakı’na açık bir kumpastır
Bu Mekke İttifakı’na açık bir kumpastır
Bir. ABD Irak’ı işgal edip sonra İran nüfuzuna bırakarak Tahran’ın bölgesel güç olmasının yolunu açmıştı. Şimdi paralel bir süreç izliyoruz. Karabağ zaferiyle Kafkaslarda stratejik zemin kaybeden, Esad rejiminin devrilmesiyle bölgesel derinliği zayıflayan İran; ABD-İsrail saldırılarının ardından bu kez güneyde genişliyor. Trump’ın amacı elbette bu değildi. Ancak İran’ı askeri yöntemlerle yenemedi. İran ise Hürmüz’ün statükosunu değiştirerek savaştan stratejik bir kazançla çıkmaya çalışıyor. Bununla da kalmıyor. Dünya ekonomisi üzerinde belki de Hürmüz’den daha fazla etkiye sahip Babülmendeb’i (Boğazın Yemen tarafına bakan kıyılarını ve Perim adasını) ele geçiriyor. Deniyor ki: Husiler de Babülmendeb’den geçen gemilerden ücret almak istiyor. İran; Hürmüz ve Babülmendeb’de de yeni bir rejim oluşturabilirse bu ABD-İsrail saldırılarından elde edeceği en büyük tazminat olacak.
İki. İsrail, Mekke İttifakı’ndan rahatsız oldu. Sebebi sadece çıkarlarını tehdit edebilecek bir karşıt bloğun doğması değil. S. Arabistan, hayal edilen İsrail merkezli bölgesel mimari senaryosunun (İbrahim Anlaşmaları) önemli sac ayaklarından biriydi. İsrail, Riyad’la normalleşerek Arap dünyasına ulaşmak istiyordu. Dahası… Tel Aviv’i “bölgenin çekim merkezi” yapacak IMEC (Hindistan-Orta Doğu- Avrupa Ekonomik Koridoru) projesinde Riyad önemli bir rol oynayacaktı. İsrail Körfez petrolünün de kendi üzerinden dünyaya açılmasını istiyordu. Ancak Gazze soykırımı ve sonrasında kurulan Türkiye teşvikli diplomatik ağ Riyad’ı İbrahim Anlaşmaları’ndan uzaklaştırdı. Mekke İttifakı’yla ilgili İsrail medyasında çıkan analizlerde “Riyad’ı yeniden bizimle konuşacak pozisyona çekmeliyiz” yaklaşımı bir........
