Çıplak güç ve rızanın çöküşü
Regan ile başlayan, evanjalizmin başkanlar düzeyinde ABD siyasetine nüfuz etmesi ve İsrail lobisinin gün be gün artan etkisi, ABD ve İsrail arasındaki ilişkinin yoğun-laşması sonucunu doğurdu. 2000’lerin başında Bush iktidarı döneminde Evanjeliklerin İsrail lobisi ile etkileşiminin zemini olan AIPAC gibi kuruluşlar, ABD dış politikasındaki İsrail etkisinin artmasına zemin hazırladılar. Trump’ın ilk döneminde Kudüs’ün başkent olarak tanınması, büyükelçiliğin taşınması ve Golan ile ilgili kararlar bu etkinin en somut göstergeleriydi. 7 Ekim sonrasında Biden yönetiminin koşulsuz biçimde desteklediği İsrail, Trump’ın ikinci döneminde de bu ayrıcalığını koruyabildi.
Trump iktidarının ideolojik zemini anlama adına önemli bir yer işgal eden MAGA’cıların son dönemde İsrail etkisine dair yaptığı eleştiriler, Trump iktidarının sadece ideolojik destekçileri düzleminde değil kamusal karşılık (rıza) anlamında da ciddi bir sorun yaşadığını göstermektedir. 2000’lerin başından itibaren akademik düzlemde masaya yatırılan İsrail lobisi, bugün kamusal tartışmaların ve sıradan insanların gündemi haline gelmiş ve ABD’nin İsrail’e verdiği koşulsuz destek seçmen davranışını etkileyebilecek bir düzeye erişmiştir.
Trump yönetiminin İran’a yönelik saldırılarında Netanyahu ve ekibinin etkisi üzerine yapılan tartışmalar, uzun soluklu eleştirilerin çok daha fazla hissedilmesine de katkı sağladı. Hürmüz üzerinden ortaya çıkan enerji krizi ve İran’ın, savaşı Körfez’deki ABD üsleri üzerinden derinleştirme stratejisi, her ne kadar İran’a büyük kayıplar verdirdiyse de Trump’ın orta-uzun vadedeki siyaseti ve çıkarlarına da ciddi bir zarar verdi. Nitekim dünyada Gazze ve hemen akabinde İran’a yönelik saldırılar ile başlayan eleştiri dalgası, ABD’nin kamusal algısına da dramatik bir etki yaptı.........
