menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Uzak yollardan…

74 0
27.05.2026

Eski zamanlarda Atlas Okyanusu kıyısındaki Dakar’dan -bugünkü Senegal- hac için yola çıkan bir kafilenin izleyeceği güzergâhı takip etmek, bugün bile oldukça öğretici ve ilginç:

Fildişi Sahili’nden Moritanya’ya birçok beldeden yolcuların katıldığı bu kafile, çölün kıyısında bir süre ilerledikten sonra önce Cenne’de, ardından da Timbuktu’da uzun mollalar verirdi. Sonra Sahra Çölü’nü boydan boya kat edecekleri meşakkatli bir yolculuk başlar, yolcular aylar sonra -Cidde’ye geçmek üzere- Kızıldeniz kıyısına ulaşırdı. Bir duraktan diğerine salgın hastalıklardan, kavurucu sıcaklardan, hava değişimlerinden vb. ölümler son derece olağandı. Bazen eşkıya baskınları yaşanır, hatta bölgesel çatışmaların ve iç savaşların ortasında bile kalınırdı. Hac yolculuğu, tüm bunların hepsini göze almak demekti.

II.

Mağrib’den yola çıkan bir kafile, ta Roma İmparatorluğu döneminden beri kullanılan kadim yol bağlantılarını izler, Atlas Dağları’nın güney kıyısından ilerleyerek Tlimsen’e, oradan Sîdî Ukbe ve Kayravan’a uğrar, nihayet kıyı şeridinden İskenderiye ve Kahire’ye kadar uzanırdı. Bu güzergâh, aynı zamanda birçok önemli zatın kabrini ziyaret için de fırsat demekti: Kuzey Afrika fatihi Ukbe bin Nâfi, Ebu’l-Abbâs Mursî, İmam Bûsirî, İbn Atâullah el-İskenderî, İmam Şâfiî…

III.

Buhara’dan yola çıkacak bir kafile, Merv-Meşhed-İsfahan hattıyla Hicaz’a doğru........

© Yeni Şafak