menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Doksan milyon insanın endişesi

10 28
05.02.2026

Tuğrul Bey’in, Selçuklu fetih planlarına göre, fethedilmesi kararlaştırılan batı ülkelerinin fetih harekâtını daha yakından yönetmek amacıyla devletin başkentini Nişâbûr'dan Rey'e (Tahran’a) naklettiğini belirtmiştik.

Bu amacın Tuğrul Bey’den sonra Selçuklular’ı yeni bir cihan imparatorluğu haline getiren yeğeni Alparslan, onun oğlu Melikşah, onun oğullarından Berkyaruk, Muhammed Tapar ve Sencer zamanında da hiç değişmediği, bilakis Anadolu Selçukluları’yla Osmanlılar tarafından miras alınan bu amacın, hâlen -Doğu ve Güneydoğu sınırlarını sağlama almayı diğer bir söyleyişle mevcut mülkü tahkim etmeyi önceleyen- Türkiye Cumhuriyeti tarafında da sürdürüldüğü malumdur.

O amaç şu tarihi gerçeğin de ifadesidir: Sultan Alparslan tarafından Müslümanlara açılan Anadolu, Farsların “Batısı”dır. Yani Batı, “yönetim ve güvenlik sistemini yenileme, dolayısıyla Batı yürüyüşünde düşmanın silahıyla silahlanma anlamında” Farslar için önce Anadolu’dur.

Öte yandan Hz. Ömer’in (r.a.) hilafetinde, Sa’d b. Ebî Vakkas’ın (r.a.) kumandanlığında yapılan Kadisiye savaşıyla fethedilen İran, İslam fetihlerinde en fazla şehidin verildiği yerdir. Taberî’nin sayısını 8.500 olarak zikrettiği bu şehitlerin bir kısmı sahabî, çoğunluğu ise tabiîndir. Nitekim İbnü’l-Esîr, Kadisiye Savaşı’nda 100 civarında Bedir Gazvesi’ne katılan sahâbî, 310 küsur Bey‘atürrıdvân’da hazır bulunan ve daha sonra müslüman olan sahâbî, Mekke’nin fethine iştirak eden 300 sahâbî ve 700 sahâbe evladının yer aldıklarını belirtmiştir. (Nak.: Ali Muhammed Sallâbî, Hz.........

© Yeni Şafak