Türkiye’nin orta güçlerle ittifakı
Türkiye sürekli bir bölgesel istikrarsızlık ve küresel belirsizlik ortamında yürütmek zorunda olduğu dış politikasını orta güçlerle stratejik iş birliğini artırarak güçlendirdi. Yıllardır Cumhurbaşkanı Erdoğan Suudi Arabistan, Brezilya, Güney Kore, Endonezya, Güney Afrika ve Japonya gibi ülkelerle ekonomik, siyasi ve diplomatik ilişkilerini stratejik bir biçimde derinleştirme arayışında oldu. Bu sistematik çaba Türkiye’nin hem bölgesindeki hem de bölge dışındaki ülkelerle birlikte hareket etme imkanlarını değerlendirerek küresel meselelerde de söz sahibi olması sonucunu doğurdu. Bu sene bölgesel ve küresel dış politikası açısından iki kritik zirveye (NATO ve COP31) ev sahipliği yapacak olan Türkiye hem NATO müttefikleri hem de ‘orta güç’ tabir edilen ülkelerle stratejik diyaloğunu daha ileri aşamaya taşıma gayretinde. Bu hafta içinde Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın Tokyo’da organize ettiği ve hem Ortadoğu’daki gelişmelerini hem de Türkiye-Japonya ilişkilerini ele aldığımız bir dizi toplantı da bu amaca matuf olarak gerçekleşti. Türkiye’nin Japonya gibi ‘orta güçlerle’ stratejik iş birliğini derinleştirmesi içinden geçtiğimiz öngörülemezlik döneminde daha da fazla önem taşıyor. İran savaşının Ortadoğu’yla birlikte özellikle Asya ülkelerini de vurduğu bir dönemde, Türkiye’nin orta güçlerle ilişkisini derinleştirmesi çok daha kritik bir zarurete dönüşüyor.
SAVAŞ VE AMERİKA’NIN DEĞİŞEN ROLÜ İŞ BİRLİĞİNE ZORLUYOR
Sasakawa Barış Vakfı ve SETA Vakfı’ndan katılımcılarla İran savaşının etkilerini derinliğine değerlendirme fırsatı bulduğumuz tartışmalarda, orta güçlerin önümüzdeki dönemde daha fazla birlikte hareket etme kapasitelerini artırmaları gerektiği konusunda genel bir görüş birliği olduğunu gözlemledim. İran savaşı Ortadoğu’daki dengeleri yeniden şekillendirirken, Asya ülkelerinin ekonomilerini de derinden etkileyerek bölgesel güç dengelerini değiştiriyor. Japonya’da petrol fiyatlarındaki artışın enerji........
