Trump’ın Çin ziyareti: Ticaret savaşlarından uzlaşı arayışına
Trump’ın Pekin ziyareti, Amerika’nın Çin’e baskı ve çevreleme politikasından vazgeçtiğinin en somut işaretlerinden biri olarak öne çıkıyor. Özellikle Amerikan teknoloji devlerinin CEO’larını yanında götürmesi, Trump’ın Çin’le jeopolitik mücadeleden daha çok ticaret anlaşmalarına önem verdiğini gösteriyor. İlk döneminde Çin’e yaptırımlar ve ek vergiler üzerinden yoğun bir baskı uygulamaya çalışan Trump, bu baskıya kısmen devam etse de ikinci döneminde daha fazla ticari anlaşma arayışında bir görüntü çiziyor. Çin’in yaptırım ve gümrük tarifelerine Trump’ın siyasi tabanına zarar verebileceğini göstererek cevap vermesi ve nadir toprak elementlerinin kontrolünü elinde tutması Trump’ın politikası üzerinde etkili oldu. İran savaşı bağlamında küresel enerji maliyetlerinin artması Amerika’yı zorlarken Trump’ın piyasaları daha fazla sarsacak bir ticaret savaşına girmek istemediği söylenebilir. İlk dönemiyle ikincisi arasında keskin bir fark oluşan Trump’ın Çin politikası, İran, Tayvan ve Ukrayna savaşı gibi jeopolitik meseleleri önemsiyor ancak Amerika’nın ticari çıkarlarını önceleyen bir konuma evirilmiş görünüyor.
KAZAN-KAZAN’DAN ÇEVRELEME POLİTİKASINA
Trump’ın ilk döneminde Çin’le ticaret savaşına girerek tam bir korumacı politika izlemişti. İktidara geldiğinde dönemin Dışişleri Bakanı Tillerson’ın ifadesiyle Pekin’le ‘kazankazan’ formülüne dayalı çözümler arayan Trump, Şi Jinping’i 2017 Nisan’ında Mar-a-Lago’da ağırlamış ve büyük ilerleme kaydettiklerini açıklamıştı. Ancak sonrasında Trump’ın Çin’e karşı ağır ek vergiler açıkladığı ve yoğun bir ticari baskı uyguladığı döneme şahit olduk. Huawei gibi dev Çin firmalarına baskı kuran Trump yönetimi, Çin’le ticaret açığını ön plana çıkararak entelektüel mülkiyet hırsızlığından teknoloji transferine kadar birçok konuda Çin’in alanını daraltmak için elinden geleni yaptı. Çin’i para birimi manipülatörü........
