Mekke’de sirenler çalarken… Tanklar Kabe’ye dayanırken…
Mekke’de sirenler çalarken… Tanklar Kabe’ye dayanırken…
İSLAM’IN KALBİ SAVAŞLA YÜZLEŞECEK! PEKİ KİM YAPIYOR BUNU? HUSİLER TEFERRUATTIR!
Şimdi yeni bir tuzakla karşı karşıyayız. “Suudiler Husiler’i vurdu onlar da cevap veriyor” ya da İran istihbaratının yönettiği kamuoyu çalışmalarında olduğu gibi “Suudiler zaten kötü, Amerika’nın kuklası” gibi söylemlerle bu savaşı pazarlamaya başladılar.
Ama işin kalbi burası değil. Husiler’in kahramanlığının, İran’ın ABD-İsrail ile savaşının ötesinde bir gerçek var ve bu son derece rahatsız edici.
İş; Hürmüz Boğazı’ndan sonra Babülmendep Boğazı’nın kontrolüne, Şii-Sünni savaşına, Arap-Fars savaşına, Suudi Arabistan’ın parçalanması tezlerine kadar uzandı.
İran’ın ABD ve İsrail ile yürüttüğü savaş, bu yapılanların meşruiyetini oluşturdu. Bu gerekçe ile örtülen çok daha derin, çok daha korkutucu bir boyut aldı. Bu, ABD ve İsrail ile savaşın değil, İslam’ın kalbinin savaşla yüzleştirilmesi girişimidir.
“TANKLAR KABE’YE DAYANMADAN” “SAVAŞ İSLAM’IN KALBİNE YERLEŞECEK” DİYEN KİM?
Yıllardır “İslam içi savaş”, “İslam kendi içinde savaşacak”, “Savaş İslam’ın kalbine yönelecek” diye hazırlıklar yapan İsrail ve ABD aşırı sağı, şimdi işte bunu deniyor. Onlar için İran ya da Suudi Arabistan yok. Onlar için coğrafyanın kendisi var, İslam’ın “tehdit edici” gücünü yok etme planı var.
2006-2007’lerde “Tanklar Kabe’ye Dayanmadan” diye bu tehlikeleri yazmıştım. Daha sonra bu yazılar Ketebe Yayınları tarafından 2018’de aynı isimle kitap haline getirildi.
Bugün kitabın sayfalarını karıştırırken tam da bugün olanları yazdığımı gördüm. O zamanlar, hassasiyetlerine inandıklarımız bile “neler söylüyorsun sen” diyordu.
Yanılmamak güzel ama o günden beri aynı endişenin gerçeğe doğru sürüklenişini görmek çok acı. Bazen sesinizi alabildiğine yükseltirsiniz ama yine de duyuramazsınız. Ya da uluslararası ilişkiler, bölgesel güç matematiği bu gerçeklere göre tedbirler alınmasının önüne geçer.
Abartı değil ama bu bölge ile ilgili hemen her konuda, belki birkaç yıl önceden, doğru tespitleri yaptığımı düşünüyorum. Talihsizlik, bunları çok önceden söylemiş olmak oldu. Erken söyleyince de o kurguları anlamak zor olabiliyor.
İSLAM İÇ SAVAŞI BÖYLE PLANLANMIŞ!
Şimdi “Tanklar Kabe’ye Dayanmadan” kitabından birkaç cümle ile konuya tekrar bakalım: “2003 yılında hazırlanan “Civil Domakratic Islam: Partners, Neseurces and Strategies” başlıkla proje, Müslüman dünyada derin bir iç savaş planıydı.
Bir de “US Strategy in the Muslim World” başlıklı 567 sayfalık rapor vardı. (O günden bu yana her şey bu çerçevede yürütüldü.)
“İslam İç Savaşı”nın aşamaları şöyle tasnif edilmişti: Şii-Sünni bölünmesi. Arap-Arap olmayan bölünmesi. Ilımlı........
