“Dün geçti”, lakin düne dair şeyler nereye gitti?
“Dün geçti”, lakin düne dair şeyler nereye gitti?
Geçen hafta cuma günü yayımladığım, başlığı Yahya Kemal’den aldığım “Hepimiz İhtiyarladık mı?” köşe yazısı üzerine ilginç mektuplar aldım.
Yazı ile ilgili olarak bu yazıya ne tür tepkiler gelecek çok merak ediyorum mesajı ile cuma gününe başlamış, gelen mektupları yayımlayacağıma dair söz vermiştim.
İlk mektubun sahibi genç bir mühendis. 2016 yılında CNR’da düzenlenen Dergi Fuarı’na Nihayet Dergi olarak katılıp okuyucularımızla sohbet etmiştik. Biraz sonra satırlarını dikkatinize sunacağım beyefendi o sıralar henüz üniversite öğrencisi idi. Söyleşiye katılmış ve dergiyi takip ettiğini söylemişti. Daha sonra bendenize sosyal medya üzerinden mesajlar yazmaya, o hafta yayımladığım yazılarla ilgili olarak oldukça değerli yorumlar, değerlendirmeler yapmaya devam etti.
“Mahalle” tutuculuğuna karşı olduğumu daimî okuyucularım bilir, ama mektubun sahibi hakkında bilgi vermek üzere seküler çevrelerden geldiğini söylemek isterim.
“Fatma Hocam selamlar, hayırlı cumalar. Yazınızı okudum, en son ne zaman bir arkadaşıma bir köşe yazısını gönderdiğimi veya bana gönderildiğini düşündüm. 10 saniyelik reels dünyası ve 140 karakterlik Twitter metinlerine bir de medyanın her köşesinin ısmarlama yazılarla satın alınmış olduğu gerçeği eklenince zihnimiz maalesef giderek kuraklaşmaya başladı. Ben eskiden Cumhuriyet, Birgün, Sabah, Yeni Şafak vb. muhakkak göz gezdirirdim, herkes ne düşünüyor anlamaya çalışırdım, artık bakmıyorum, içerikler beni tatmin etmiyor. Evet hâlâ tek tük kaliteli içerikler var ama çok bakmayınca görülmüyor da. Bu durumu gözlem olarak paylaşmak istedim.
Muhalif cenahta da son dönemde Kılıçdaroğlu konusu sebebiyle ciddi bir travma var, insanlar trafik kazası haberi bile okumak istemiyor, kandırıldıklarını ve fikirlerinin bir öneminin kalmadığını düşünüyorlar. Bu konunun etkileri zannedilenden çok daha ciddi. İmamoğlu’nun secimi iptal edilince kenetlenen milyonlar, içeriden aldatıldıklarını öğrenince tamamen dağıldılar. Bu dağılan insanların artık sadece kendi bireysel dünyalarına odaklanması, kamusal anlamdaki üretimi ciddi anlamda sekteye uğratacak uzun vadede. Bu boş vermişlik ve yenilgi yasamış ruh hali bir milli güvenlik sorunu ve fikir üreten sizler gibi insanların da aleyhine bir durum. Neticede sizler için “okuyucu velinimet” ve okuyucunun kaybolduğu bir ortamda edebî kamu da çoraklaşıyor giderek. Bu sebepten de artık içerikten çok rakamların konuştuğu bir noktaya ulaşıyoruz. Maalesef kimsenin sosyolojik alandaki bir içeriğe eskisi kadar ilgisi yok, örneğin rafların her daim en çok satan kitabı Kürk Mantolu Madonna dışında Sabahattin Ali de okunmuyor, çünkü onun da diğer eserlerinin reyting değeri yok. Çağ değişti, insanların psikolojisi değişti, her şey üst üste geldi. Sevgilerimi iletiyorum.
İkinci mektubun sahibi satırlarından da anlayacağınız üzere “mahalle”den. Kendisiyle rûberû tanışmadık. Daha önce sosyal medya üzerinden de bir karşılaşmamız olmadı. Bu bilgileri özellikle paylaşma sebebim, duyguların tarihine küçük de olsa bir katkı sunmak için. Buyurun:
Bu haftaki yazınızı okurken, yıllardır dönüp bakmadığım gençlik yıllarımı yeniden hatırladım. Yahya Kemal’in “Hepimiz İhtiyarladık mı?” sorusunu bugüne taşırken, ben de kendi gençliğimi düşündüm. Sizin........
