Anayasada etnisite ve dil...
Anayasada etnisite ve dil...
Amerika dahil ulus devletlerin kuruluşu 300 yıllık bir tarihe uzanır. Dolayısıyla imparatorlukların, krallıkların yerini ulus devlet alınca devletin yapısı da değişir. Onların yerine gelen ulus devletin temel unsurları olan millet, sermaye (burjuvazi) ve orduyu bir arada tutan ortak belge niteliği taşıyan modern anayasaların tarihi çok eskilere gitmez. 1215’te Kral ile isyancı baronlar arasında imzalanan Magna Carta en erken belge olarak kabul edilse de bu, ulus devletin temeli olan anayasanın yerini tutmaz. Yine de bir nüve olarak Magna Carta ile birlikte John Locke’un 1690’da yayınlanan makalesinde yer verdiği, ilâhî kader düşüncesinin reddedildiği, insanoğlunun dünyaya “tabula rasa” dediği, “bomboş bir levha” olarak geldiğini, hayatı düzenleyenin bir düzen anlayışı ve akılcılığa evrildiğini iddia ettiği yazıyı da modern anayasaların dibine yerleştirebiliriz.
“Boş levha”, “mutlak eşitlik” kavramını beraberinde getirmiş, kimsenin diğerinden daha bilgili, daha akıllı doğmadığı düşüncesi, “mutlakiyet” rejimlerinin entelektüel temellerini sarsmış, “eşitlikçi demokrasi”ye yol vermiştir.
Amerika Birleşik Devletleri’nin kuruluş anayasası da bu temeller üzerine yapılandırılır.
Püriten’inden, Quaker’ına, Katolik’inden, Maynonayt’ına, Luterci’sinden, Anglikan’ı yüzlerce mezhepten İngilizler, İspanyollar, Portekizliler, Fransızlar, Hollandalılar, İtalyanlar, Almanlar, İskandinavlar, İrlandalılar, Yahudiler, Afrikalılar (1619-1808 yılları arasında beş yüz bin köle getirildiği söyleniyor), Çinlileri, Japonlar, Kübalılardan oluşmuş bir halka sahip olan Amerika Birleşik Devletleri 1776’da İngiltere’den bağımsızlığını ilan ederek, anayasal bir çerçevede böyle bir mutabakat zaptı ile kurulur.
Modern anayasacılığın başlangıcını 1787 Amerikan Anayasası ve 1789 Fransız Devrimi’nin getirdiği anayasal ilkeler oluşturur. Bu ikisi çağdaş anayasaların temelini oluşturur. Çok milletli, çok dilli toplumları bir devlet haline dönüştüren anayasaların yazıldığı yıllardaki çeşitli fikir hareketleri de bu metinleri etkiler.
Boston doğumlu Benjamin Franklin, “İlk Amerikalı” sayılır. Dönemin popüler akımına uygun şekilde masondur. Bugünkü cadı bayramının kökeni olan Salem Cadı Mahkemeleri’ni, cadı yakma işlerini örgütleyen papazlara 16 yaşında karşı çıkar, ateistliğini ilan eder. Voltaire, Diderot, d’Holbach gibi Fransız entelektüellerin beslendiği fikir havuzlarından etkilenir. Alman kökenli, en radikal Fransız aydınlanma düşünürlerinden birisi olan Baron d’Holbach’ın evinde dönemin bilim ve fikir insanları bir araya gelir. O dönemin tüm fikir akımları bu ortamdan beslenir. Benjamin Franklin Avrupa’ya gider gelir, oradaki aydınlanma fikirlerini Amerika’ya taşır. Amerikan Bağımsızlık Savaşı’nın entelektüel........
