468 milletvekiline teşekkürler
468 milletvekiline teşekkürler
Biz kadınlar meselelere erkeklerden başka bakarız. Detayları, duyguları, kök sebepleri bazen düz akılla kavranamayacak pek çok şeyi görürüz. Büyük hikâyenin içinde, geçmişte bir gazeteci, televizyon yapımcısı şimdi ise “Terörsüz Türkiye” süreci kapsamında bu sürece katkı veren komisyon üyesi ve hazırlanan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’a oy veren bir milletvekili olarak kendi kişisel hikâyemle bir mikro tarih yazısı olarak bu süreci anlatmak isterim.
Kürt meselesi ülkemizin bir gerçekliği olarak bizimle büyüdü. Bu ülkeye dair olan biten her şey gibi hayatımıza hep eşlik etti. Marksist Kürt öğrencilerin 1978’de Diyarbakır Fis Köyü’nde Türkiye›ye karşı ‹›Kürt ulusal kurtuluş mücadelesi›› adıyla sosyalist bir Kürt devleti kurmak için silahlı mücadele başlatmalarından bu yana 48 yıl geçti.
Örgütü ilk olarak o yıllarda lise arkadaşımın sınıfa yapılan baskın ile gözaltına alınmasıyla duydum.12 Eylül askeri darbesi ile birlikte başlayan üniversite hayatımızda en sert askeri uygulamaların ve sonuçlarının tanığı olmamız kaçınılmazdı. Üniversitede yakın arkadaşlarımdan birisi giderek militanlaşacak olan ve bir daha haber alamadığım bir Kürt kızıydı.
Üniversite sonrası dahil olduğum İslami hareket içinde hapisten çıkanlar, ülkücü ve sol hareketten gelenlerle Kürt kökenli arkadaşlarımız da vardı. Bu konu diğer meseleler gibi en önemli tartışma konularımız arasında yer aldı.
1992 yılında İzlenim Dergisi’nde çalışmaya başlayınca bu konuya farklı bakan pek çok insanla tanıştım. Bunlardan birisi de Nokta dergisinin yayın yönetmeni Ayşe Önal oldu. Irak’tan Suriye’ye hazırladığı dosya haberlerle olayın uluslararası boyutunu da ortaya koyuyordu. Daha o yıllarda bile Kürt meselesi bir bölge ve aynı zamanda bir Suriye meselesiydi. Türkiye’nin en uzun sınırı olan Suriye sınır çizgisi 1921’de Fransa ile Türkiye arasında kabul edilmiş olsa da Cizre-Nusaybin sınır anlaşmazlığına, 1930’da Hatay’ın bağımsız bir devlet olması da eklenince 1940’a kadar belirsiz kalmıştı. Ancak hükümetimize kadar tartışmalı alanlar hep olmuştu. Nitekim Öcalan da 1979’da Suriye’ye geçmişti. Kendi Kürtlerini Hama’da görülmemiş bir vahşetle katleden Baba Esad, Türkiye Kürtlerinin mücadelesinin sponsoru olmuş,........
