menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ruh, sahibi Allah’ı arıyor

25 0
10.10.2026

Daha önce yazdığımız makalelerimizde altını çizdiğimiz önemli bir husus var; ruhun arayışı...

Allah'ın vecd sarayından kopup beden kalıbına giren ruh altın kafes içine konan kuş gibi 'aah vatan, aah vatan' diyor ve Bezm-i Elest hasretini çekiyor. Bu hasretin hem ferdi planda, hem sosyal planda değişik merhaleleri ve safhaları var.

Cenab-ı Halik, evvela ruhları yarattı ve onlara Elest Meclisi diye ifade edilen mecliste "Ben, sizin Rabbınız değil miyim?" sorusunu tevcih etti. "Ruhlar, evet, sen bizim, Rabbimizsin dediler." Müfessirler ve mutasavvıf âlimlerimiz (Allah şefaatlerinden ayırmasın) şunu söylüyorlar:

"Onlar bu sahnede Cenab-ı Hakk'ın güzelliğini seyrettiler, gördüler. Onun için O Güzeli arıyorlar. O'nun kokusunu aldılar. Öyle güzel bir koku arıyorlar. O'nun sesini duydular. O kadar güzel bir ses ki insan o sesi arıyor."

Hakikaten de insanoğlunda güzele, güzel kokuya, güzel sese karşı bir meyil, bir istidad vardır. Onu yok edemezsiniz. Neden? Çünkü istidad, insana Allah'ı hatırlatıyor. O kokuyu alıyorsun, "acaba O mu?", güzel sesi duyuyorsun, "acaba o ses mi?", bir güzel cemal görüyorsun, "acaba O mu?" diyorsun. Aradan biraz zaman geçiyor, ruhun "hayır O değil" diyor.

Demek ki ruh, hep O'nu arıyor. Zaten insanoğlu Allah'tan geldi yine O'na gidecek. "Allah'tan geldik, Allah'a döneceğiz." 

Bu dönüşü insan ölmeden yapar (ki buna vuslat diyoruz) Allah'a vâsıl olursa, Allah'ı tanırsa, Allah ile beraber olursa, dünya hayatı itminan mertebesinde geçer. Dünyada mutmain olur; yaptığı, yaşadığı her şeyden zevk alır. Çünkü O'nunla beraberdir. Sevdalısıyla beraber olan bir delikanlının hali ne ise insan da öyledir. Şimdi biz O'ndan........

© Yeni Mesaj