menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yerli üretici ezilirken yabancı sermayeye 20 yıl imtiyaz

21 0
06.06.2026

Vergi adaleti, bir ülkenin ekonomik sürdürülebilirliğinin ve toplumsal barışının en temel direğidir. Ancak Türkiye'de uzun süredir uygulanan ve son olarak 4 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7582 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile zirve noktasına ulaşan ekonomi politikaları, bu temel direği kökünden sarsmaktadır. 

Kamuoyuna büyük bir müjde ve "tarihi muafiyet" olarak sunulan yeni Varlık Barışı paketi, yurt dışından sermaye getirenlere emsalsiz imtiyazlar tanırken, madalyonun diğer yüzünde ülkenin tüm yükünü sırtlayan yerli üreticiyi, işçiyi ve dar gelirliyi derin bir adaletsizlikle baş başa bırakmaktadır. 

Yabancı sermayeye endeksli bu anlayış, ekonomiyi daha da dışa bağımlı hale getirmekte ve yerli emeği değersizleştirmektedir. 

Oysa bu kısır döngüden çıkışın yolu yabancı paraya sığınmak değil, gerçekten milli bir ekonomik hamle ile bağımsız adımlar atmaktır.

Dış sermayeye "cennet", yerli üreticiye "vergi kıskacı"

Yeni yasalaşan düzenleme, son 3 yıl boyunca Türkiye'de ikamet etmemiş gerçek kişilerin yurt dışı kazançlarına tam 20 yıl boyunca gelir vergisi muafiyeti getiriyor. Üstelik bu varlıkların miras yoluyla aktarılmasında veraset ve intikal vergisi oranı yüzde 1 gibi sembolik bir seviyeye çekiliyor. 

İstanbul Finans Merkezi'ndeki kurumlara sağlanan yüzde 100 vergi indirimi 2047 yılına kadar uzatılırken, harç muafiyetleri de 20 yıla çıkarılıyor.

Peki, tüm bu devasa kolaylıklar sağlanırken, yıllardır bu ülkede fabrikasını açık tutmaya çalışan, istihdam yaratan, fırtınalı ekonomik koşullara rağmen katma değer üreten yerli yatırımcıya ne veriliyor? Cevap ne yazık ki koca bir hiç.

* Çifte standart: Yurt dışından ne idüğü, kaynağı belli olmayan paraları getirenlere "nereden buldun" bile denmezken, yerli........

© Yeni Mesaj