İnsanlar ev değil, geçinebilecekleri bir hayat arıyor
Depremle birlikte konut meselesinin ne kadar önemli olduğunu hepimiz gördük. Binlerce insan evini kaybetti, kiralık konutlara olan talep arttı, bazı bölgelerde kiralar kısa sürede ciddi şekilde yükseldi. Ancak bugün kira sorunu yalnızca deprem bölgelerinin sorunu değil.
Türkiye'nin dört bir yanında kiralar vatandaşın belini büküyor.
İstanbul'dan Ankara'ya, İzmir'den Antalya'ya, Malatya'dan Adıyaman'a, büyükşehirlerden Anadolu'nun en küçük ilçelerine kadar aynı şikâyeti duyuyoruz:
"Bu kirayı nasıl ödeyeceğiz?"
Eskiden insan ev ararken "Kaç oda, kaçıncı kat, ulaşımı nasıl?" diye sorardı.
Şimdi ilk soru şu:
"Kirası ne kadar?"
Çünkü kira, artık yalnızca aylık bir gider değil; birçok aile için adeta hayatın tamamını belirleyen bir yük haline geldi.
Bir emekli maaşını alıyor, daha eline geçmeden kirasını düşünüyor.
Bir memur maaşını alıyor, ev kirası, faturalar ve mutfak masraflarını hesaplıyor.
Asgari ücretle çalışan bir vatandaş ise çoğu zaman "Geçinebilir miyim?" sorusundan önce "Evimi kaybeder miyim?" korkusuyla yaşıyor.
Maaşlar ile kiralar arasındaki makas açılıyor
Asıl düşündürücü olan da burada başlıyor.
Konut fiyatları yükseliyor, kiralar yükseliyor, temel ihtiyaçların fiyatları yükseliyor. Fakat vatandaşın geliri aynı hızla artmıyor.
Böyle olunca ortaya garip bir tablo çıkıyor:
İnsan çalışıyor ama geçinemiyor.
Daha çok çalışıyor ama yine yetmiyor.
Evine daha fazla para götürüyor ama ay sonunda elinde daha az para kalıyor.
Peki bunun sonu nereye varacak?
Bir ülkede çalışan insanlar kazandıkları parayla makul şartlarda........
