Ben neyi savunuyorum?
Bu ülkede susan çok. Konuşan da var elbette… ama gerçeği söyleyen? İşte orası biraz sessiz. Ben o sessizliğin içinden yazıyorum.
Yazmak benim için bir meslek değil. Daha doğrusu, öyle olsun diye başlamadım. Bazıları kalem tutar, ben susamam. Aradaki fark bu. Ne alkış peşindeyim ne de bir yerlere selam çakma derdinde. Gördüğüm neyse, içime dokunan neyse, onu yazıyorum. Birileri rahatsız oluyorsa, mesele benim cümlelerim değildir; o cümlelerin taşıdığı gerçektir.
Adaleti savunduğumu söylüyorum, evet.
Ama öyle kürsülerde dağıtılan, dosyaların arasında kaybolan bir şeyden bahsetmiyorum. Sokakta eksilen bir şey bu… Pazarda kaybolan, sofrada küçülen bir şey. Eskiden bir anlamı vardı, şimdi sadece adı kaldı sanki. Büyükler büyürken küçüğün ezilmesine "düzen" diyenlere içim razı gelmiyor. Çünkü denge bozuldu mu, adı ne olursa olsun, orada adalet yoktur.
Ben küçük insanı savunuyorum.
Adı bilinmeyeni… sesi duyulmayanı… Ekranlara çıkmayanı. Esnafı mesela. İşçiyi.........
