menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir Toplum Kötü Yönetilmeye Nasıl Alıştırılır?

2 0
sunday

Yanlışlar bir günde normalleşmez. Önce şaşırır, sonra itiraz eder, zamanla susar ve sonunda alışırız. Tıpkı suyu yavaş yavaş ısınan kurbağa gibi... Oysa hiçbir toplum, alıştığı yanlışların tutsağı olmak zorunda değildir. Kuzey Kıbrıs'ın asıl meselesi belki de yalnızca kötü yönetilmek değil, başka türlü bir geleceğin mümkün olduğuna yeniden inanmaktır.

Hiçbir toplum bir sabah uyandığında kendisini kötü yönetilmeye alışmış bulmaz.

Yavaş yavaş ısınan suyun içindeki kurbağanın hikâyesini bilirsiniz. Anlatıya göre su azar azar ısındığında kurbağa değişen koşullara uyum sağlar. Tehlike büyürken başlangıçta verdiği tepkileri artık vermez. Sonunda kendisini tehdit eden sıcaklık, alıştığı ortamın bir parçasına dönüşür.

Toplumlar da bazen böyledir. Önce şaşırdıkları yanlışlara itiraz eder, ardından onları kanıksamaya başlar ve zamanla olağan kabul edebilirler.

Peki, biz Kuzey Kıbrıs'ta ne zaman bu kadar çok şeye alıştık?

12 Ekim'de Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS), okullarda 24 branşta 65 öğretmen eksikliği bulunduğunu açıkladı. Gazimağusa, Güzelyurt ve Lefke'deki eylemlerde eğitimde yaşanan sorunlara dikkat çekildi.

Aynı günlerde KIB-TEK'te iş güvenliği, istihdam ve terfiler etrafında yaşanan anlaşmazlık dokuz günlük greve dönüştü. Grev, 13 Ekim'de imzalanan protokolle sona erdi.

Bunlar farklı nedenleri ve tarafları olan iki ayrı olay. Bütün kamu kurumlarının aynı sorunları yaşadığını göstermiyorlar. Yine de ortak bir soruyu akla getiriyorlar: Kamusal hizmetlerin düzenli ve adil işlemesi için neden zaman zaman böylesine yoğun mücadeleler gerekiyor?

Sorunların yalnızca sonuçlarına baktığımızda nedenlerini gözden kaçırabiliyoruz. Bir gencin iş bulmak için siyasi bağlantılara ihtiyaç duyduğunu düşünmesi ya da bir yurttaşın hakkı olan hizmete ulaşmak için tanıdık araması, yalnızca bireysel yakınmalar olarak görülemez. Bunlar, kamu yönetimine duyulan güvenin de sorgulanmasını gerektirir.

Ve çoğu zaman tartışma o bildik cümleyle kapanır: “Burası böyle!”

Tam da burada homeostasis, yani bir sistemin mevcut dengesini koruma eğilimi, toplumsal ve siyasal yaşamı anlamamıza yardımcı olur.

Canlı organizmalar, değişen koşullara rağmen iç dengelerini korumaya çalışır. Siyasal yaşamda da mevcut düzenin sürmesini sağlayan benzer eğilimler görülebilir. Kurumlar,........

© Yeni Düzen