menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dünyanın 10 kat gerisinde…

3 0
16.10.2026

Dünya Bankası Kıbrıs Türk ekonomisine ayna tutan, son derece önemli bir raporu geçtiğimiz hafta kamuoyuyla paylaştı.

AB katkılarıyla gerçekleştirilen rapor, Kıbrıs Türk ekonomisinde enflasyon ve belirsizliği yönetmek üzerine kurgulanıyor ve oldukça çarpıcı veriler paylaşıyor.

Raporun sunuma katılamadım ancak tamamını oldukça dikkatli bir şekilde okudum.

Benim özellikle dikkatimi çeken, yüksek haber değeri taşıyan belli noktalar var, ancak aslında raporun özeti, Kıbrıs Türk ekonomisinin değiştiremeyeceği yapısal sorunlarının ötesinde, pekala değiştirebileceği kötü bir ekonomi yönetiminin olduğu…

İşin özü bugün yaşadığımız çarpıklık, adaletsizlik, kötü yönetim, pahalılık ve şikayet ettiğimiz ne varsa sebebi ne sadece ambargo ve tanınmamışlık, ne de sadece para yönetimine sahip olamayışımızdan ve bağımlılıklarımızdan kaynaklanıyor.

2026 yılının enflasyon verilerine baktığımızda, Kuzey Kıbrıs’ın A gibi bir oranla, 0,3 enflasyon rakamlarına sahip Türkiye’den de yüksek bir enflasyonla seyrettiğini görüyoruz.

Güney Kıbrıs’ın enflasyon oranı ise %3,6.

 Avrupa Birliği ortalaması %3,1!

Yani aslında Kuzey Kıbrıs, AB’nin neredeyse 12 katı bir enflasyona sahip!

Şüphesiz ki, ekonomistlerin çok da derin değerlendirmeleri olacaktır, halihazırda birkaç değerli yazı da okudum ancak ekonomi uzmanı olmadan, naçizane şunun altını çizmek istiyorum;

Enflasyon sadece tanınmamışlığa ya da ambargolara bağlı değil.

Türkiye, tanınan, herhangi bir ambargo altında olmayan önemli bir ülke!

Ve şu anda AB ülkelerinin 10 katından fazla bir enflasyonla boğuşuyor.

Oysa 2000’li yılların ilk çeyreğini hatırlayın;

Tek haneli enflasyon rakamlarını görmüş ülke, demokrasi, insan hakları ve özgürlükleri konusunda önemli adımlar atarken çok daha yaşanası ve olumlu bir atmosfere sahipti.

Bu hedeflerden uzaklaşmaya başladıkça, bütün baskılara rağmen Türk Lirası değer kaybediyor, ülke siyasi ve diplomatik olarak itibar yitirirken, insan hakları ve demokrasiden de fersah fersah gerilere düşerek, bunun mali karşılığını ödüyor şu anda.

Bugün dünya basını Halk TV’ye de kayyum atanmasıyla birlikte, son 10 ayda 20 kanalın susturulduğunu yazıyor.

Oysa Türkiye’nin reformları ve atılımlarıyla dünya basınında gündem olduğu zamanlar aslında çok da eskilerde değil.

2001 ekonomik krizinin siyasi sonuçlarını da........

© Yeni Düzen