Ekmek Almak İçin Koşan Nesil: Sistemde Bir Hata mı Var?
İnsan çocukken geleceğe dair çok umutlu hayaller kurar. Mesela ben, "Büyüyüp koskoca adam olunca sabahın köründe ekmek almaya gitmek zorunda kalmayacağım," diye düşünürdüm.
Çocukluğumuzun sabah mesaisi belliydi: Mahalle bakkalından yada fırından taze ekmek almak bizim görevimizdi. Evin bodrumuna inip buz gibi havada odun-kömür taşımak, sobanın altındaki o kapkara külü etrafa tozutmadan kovaya boşaltmak ve çöpe götürmek hep bizim omuzlarımızdaydı. Hele bir de mahalle maçına dalıp giderseniz gör tantanayı... "İki dakika arkadaşın yerine kaleye geçeyim" derken saati unuturdunuz; eve biraz geciktiniz mi, fırçayı sineye çekmek de işin şanıydı. Ellerimiz kararır, dizlerimiz titrer ama içimizden hep aynı teselliyi tekrarlardık: "Sık dişini, büyüyünce biter."
Büyüdük... Okullar bitti, iş güç sahibi olduk, baba olduk, kız babası olmanın o eşsiz gururunu yaşadık; hatta........
