Bu ateş çemberinden "biz" çıkarız
Ortalık yangın yeri. Her sabah yeni bir manşete, her akşam bambaşka bir şaşkınlığa uyanıyoruz. Sanki zamanın çarkı hızlanmış da bizi bir kaosa hapsetmek için dönüyor. Şöyle bir çevremize baktığımızda; sınırların ötesinde kurulan kirli masalar, coğrafyamızı bir ateş çemberine hapsetmek isteyen eller ve ne yazık ki bu ellerin içerideki gönüllü uzantılarını görüyoruz.
Peki, şaşırıyor muyuz? Asla.
Tarih, bu topraklar üzerinde oynanan oyunların şahididir. Anadolu dediğimiz bu kadim coğrafya, sadece bir kara parçası değil; mazlumun sığınağı, zalimin ise kursağında kalan o keskin lokmadır. Bu yüzden saldırıyorlar. Bu yüzden nankörlük diz boyu, bu yüzden hainin pususu bitmiyor. Ancak unuttukları bir şey var: Bu millet pusuya boyun eğmek için değil, pusu kuranların oyununu bozmak için bu topraklardadır. Kirli hesap sahiplerine en büyük cevabımız ise sadece sözle değil; sarsılmaz bir milli irade ve göğsümüzü kabartan yerli hamlelerimizle verilmektedir.
Gurur ve Gözyaşı: Bir Milletin Şahlanışı
İşte bu sarsılmaz iradenin ete kemiğe bürünmüş halini, geçtiğimiz yıllarda Ankara’daki TUSAŞ tesislerini ziyaret ettiğimde........
