Bu şehir hepimizin
İstanbul, asırlardır yedi tepesinde nice fırtınaları, nice zorlukları göğüslemiş; her sokağı tarih kokan, medeniyetlerin beşiği devasa bir metropoldür. Ancak bu devasa şehir, zaman zaman doğal afetler dediğimiz büyük imtihanlardan geçer.
Yakın zamanda İstanbul’da yaşadığımız, aniden bastıran şiddetli yağmur ve ardından gelen sel felaketi, megakentin üzerine karanlık bir bulut gibi çökerken, bizlere hem doğal afetler karşısındaki durumumuzu hem de bir arada olmanın hayati önemini bir kez daha derinden hatırlattı.
Afet anlarında sular yükselip, sokaklar nehre dönüşürken yaşanan sel mağduriyetleri, sadece maddi kayıplardan ibaret değildi. Evini su basan bir ailenin çaresizliği, dükkanındaki ekmek teknesi sular altında kalan bir esnafın gözyaşı, aslında tüm şehrin ortak acısı oldu.
İstanbul gibi kozmopolit bir şehirde, bir ilçede yaşanan felaketin sızısı, en uzak mahalledeki insanın kalbinde hissedildi. Kendilerine rahmet dilediğimiz vatandaşlarımız oldu. Ailelerine bir kez daha sabırlar diliyoruz. İşte tam bu kırılma noktasında, felaketin getirdiği o derin umutsuzluğu dağıtan muazzam bir güç daha önce olduğu gibi bu kez de devreye girdi: Birlik ve beraberlik.
"Bu şehir hepimizin" şiarı, böylesi zor günlerde soyut bir slogandan çıkıp somut bir gerçeğe........
