Allah’tan hayırlısını istemek
Hastalık, yaşlılık, musibet ve ölüm gibi hayatın nice halleri vardır ki bizler eli bağlı halde, duadan başka elimizden bir şey gelmeyecek durumda bulunuruz. Doktor, ilaç, eczane vesaire başvurduğumuz sebepler vardır. Ama Allah dilemezse nafile!
Bediüzzaman der ki: “Bir maslahat için sultana müracaat eden adam sultanı irza etmişse, o iş görülür. Etmemişse, halkın iltimasıyla çok zahmet olur. Maamafih, yine sultanın izni lazımdır. İzni de rızasına mütevakkıftır.”1
İşimiz o Sultan’dan bitecektir. Her şeyde olduğu gibi, hayat ve ölüm de O’nun elindedir. Bizim işimiz sadece dua etmektir.
Allah’tan hayatsa da, ölümse de hayırlısını istemekte sakınca yoktur. Bilakis böyle hastalık halleri bizi daha fazla duaya götürdüğü için inşallah hayırdır. Bu hayır cephesinden istifade etmelidir.
İki hayırdan birini isteyelim, tamam; fakat aslında hayır iki ile sınırlı değildir. Çok hayır vardır. Biz duamızı sınırlamayalım. Ve Allah’tan, her ne tecelli buyuracaksa, hayırlısını isteyelim.
Sabır İstemeyi de Unutmayalım
Ağır imtihanlarda Allah’tan bir de sabır istemeyi unutmayalım. Çünkü o imtihandan biz sabırla kazançlı olabileceğiz. Hastalık da olsa, şifa da olsa, ölüm de gelse, bizler hastabakıcı konumdaysak, bize sabır düşüyor. Hastabakıcının işi kolay değildir. İşini sabırla sükunetle yaparsa bol sevap kazanır. Aksi takdirde mesela sabırsız olursa ve dili durmadan söylerse, eline gelmiş böyle bir hayrı kaçırabilir de...
Ama hastası ona dua ettiği kadar veya hastasından dua beklediği kadar, o da hastasına dua ederse, hem hastasına moral verir, hem Allah’ı razı eder, hem de kendisi bundan huzur bulur. Allah’ın takdir ettiği diğer tecellilere hazır olur. Allah’ın kendisine açtığı bu veya buna benzer imtihanları kaybetmemiş olur.
Bu büyük bir kazançtır.
Dolayısıyla evinde bakımını yaptığı salih bir hasta bulunan bir mü’min bunu altın fırsat bilerek sabırla hizmetini yaparsa, başka........
