En güçlü kale: Aile
İlk üç yazımızda bağımlılığın çoğu zaman bir sonuç olduğunu, kalpte oluşan boşlukların ve arkadaş çevresinin insan hayatını nasıl etkilediğini ele almaya çalıştık.
Şimdi ise şu gerçeği konuşalım: Bağımlılıkla mücadele, çocuk bağımlı olduktan sonra başlamaz. Asıl mücadele ailede başlar.
Bir çocuğun ilk öğretmeni anne babasıdır. İlk sevgiyi evde öğrenir. İlk merhameti evde hisseder.
İlk doğruyu ve ilk yanlışı evde görür. İlk defa Rabbini de çoğu zaman anne babasının diliyle tanır.
Bugün anne babalar çocuklarının iyi bir okul kazanmasını, güzel bir meslek sahibi olmasını ve rahat bir hayat sürmesini istiyor. Bunların hepsi kıymetlidir. Fakat eğitim sadece dünya hayatıyla sınırlı kalırsa eksik kalacaktır.
Kur’ân-ı Kerîm bize bu dengeyi şöyle öğretir: “Allah’ın sana verdiğinden ahiret yurdunu iste; dünyadan da nasibini unutma.”¹
Demek ki mesele ne sadece dünyadır ne de sadece ahirettir. Asıl mesele, ikisini birlikte yaşayabilmektir.
Çocuklarımızı sadece diploma sahibi yapmaya çalışıp Rabbini tanımadan büyütürsek, onlara eksik bir eğitim vermiş oluruz. Çünkü insan iki kanatla uçar. Bir kanadı ilim... Diğer kanadı iman...
Kanatlardan biri eksik kalırsa uçuş da eksik kalır.
Resûl-i Ekrem (asm) şöyle buyurur: “Hiçbir baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha değerli bir miras bırakamaz.”²
Üstad Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri de ailede verilen iman eğitiminin önemine dikkat çekerek şöyle der: “Çünkü bir çocuk küçüklüğünde kuvvetli bir ders-i imanî alamazsa, sonra pek zor ve müşkül bir tarzda İslâmiyet ve imanın erkânlarını ruhuna........
