Sa’y ile sermaye nasıl barışır?
— Sa’yin sermaye ile mücadelesidir.
— Acaba ikisini barıştırmak çaresi yok mudur?
— Evet, vücub-u zekât ve hurmet-i ribâ, karz-ı hasen şerâit-i sulhiyedir. Şu riba taşını altından çeksek, şu zalim medeniyet kasrı çökecektir.
Eski Said Dönemi Eserleri, Rumuz, s. 369
Bu devirde su-i istimalât o dereceye vardı ki bir sermayedar, kendi yerinde oturup bankalar vasıtasıyla bir günde bir milyon kazandığı halde; bir bîçare amele, sabahtan akşama kadar tahte’l-arz madenlerde çalışıp kût-u lâyemut derecesinde on kuruşluk bir ücret kazanıyor. Şu hal, müthiş bir kin, bir iğbirar verdi ki avam tabakası havassa ilân-ı isyan etti. Şu asrın tabiriyle sosyalistlik, Bolşeviklik suretinde, evvel Rusya’yı zîr ü zeber edip geçen Harb-i Umumîden istifade ederek her yerde kök saldılar.
İşârâtü’l-İ’câz’da ispat edildiği gibi, bütün ihtilâlât-ı beşeriyenin madeni bir kelime olduğu gibi, bütün ahlâk-ı seyyienin menbaı dahi bir kelimedir.
Birinci kelime: “Ben tok olayım, başkası açlıktan ölse, bana ne.”
İkinci kelime: “Sen çalış, ben yiyeyim.”
Evet, hayat-ı içtimaiye-i beşeriyede havas ve avâm, yani zenginler ve fakirler, muvazeneleriyle rahatla yaşarlar. O muvazenenin esası ise, havas tabakasında merhamet ve şefkat; aşağısında, hürmet ve itaattir. Şimdi birinci kelime havas tabakasını zulme, ahlâksızlığa, merhametsizliğe sevk etmiştir; ikinci kelime avâmı kine, hasede, mübarezeye sevk edip, rahat-ı beşeriyeyi........
