O, benim sorularımı ciddiye aldı - Eskişehir Esmâ-yı Hüsnâ okumaları-2
Bu, dostluğun şiiridir.
“Sağlığımdan al, sağlığına kat.”
Bu, dostluğun duasıdır.
“Benim gücümden al, sana kuvvet olsun; benim huzurumdan al, gönlüne huzur olsun; benim sevincimden al, sevincin çoğalsın; senin derdinden bana düşen varsa bana ver.”
Bu ise dostluğun fedakârlığıdır.
Mevlânâ’nın gönül merkezli insan anlayışında da insanı insana bağlayan şey, yalnızca söz ve beden yakınlığı değildir. Gönüllerin birbirini bulmasıdır. Bazen insan bir kişiyi yıllarca tanımaz ama tanıdığı gün sanki yıllardır tanıyormuş gibi hisseder. Çünkü bazı yakınlıklar zamanla değil, ruhla ölçülür.
Benim can dostumla olan bağımda da böyle bir taraf var.
Biricik abim, dostum...
Kişiliğiyle, karakteriyle, ahlakıyla; temizliğe gösterdiği titizliğiyle, sadakatiyle, yakınlığıyla, sıcakkanlılığıyla ve özellikle ilmiyle benim hayatımda müstesna bir yere sahip olan bir insan...
Kendisine uzun zamanlar boyunca ağır sorular sordum. Bazen kolay cevapları olmayan, insanı zihnen zorlayan meseleleri önüne koydum. Sorularımın ağırlığından yorulmadı. Bıkmadı. Büyük bir sabırla dinledi ve cevap verdi.
İnsanın bir sorusuna cevap vermek başka şeydir; insanın sorusunu ciddiye almak başka... O, benim sorularımı ciddiye aldı. Bunu hiçbir zaman unutmadım.
İlim, ancak ahlâkla birleştiğinde insanı gerçekten büyütür. Bilgi, insanın başına yük değil, gönlüne ışık olduğunda kıymet kazanır. Ben onun ilminde yalnızca bilgi değil; sabır, vakar, nezaket ve insan sevgisi de gördüm. Bu sebeple ona duyduğum muhabbet yalnızca bir dostun dosta duyduğu muhabbet değildir; aynı zamanda karakterine, ahlakına, ilmine ve insanlığına duyduğum derin bir hürmettir.
Hasbelkader yollarımız yeniden Eskişehir’de kesişti.
Oğlumun Eskişehir Anadolu Üniversitesi’ni, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde Yönetim Bilişim Sistemleri bölümünü kazandığını söylediğimde duyduğu sevinci unutamam. Bu haber, onun için yalnızca bir eğitim haberi değildi. Bizim sevincimiz onun sevincine........
