Cevşen nerede rivayet edilmiştir (2)
Cevşen, nerede, nasıl rivayet edilmiş? Hz. Ali'den (ra) nakledilen şu hadise neticesinde Cevşen tahakkuk etmiştir: Büyük bir mutasavvıf ve hadis âlimi olan Ahmed Ziyaeddin Gümüşhanevî, “Mecmuatü’l-Ahzâb” adlı eserinde yer verdiği Cevşenü’l-Kebîr’in rivâyet zincirini tam olarak vermemiştir. Adını vermediği bir kimseden başlatarak isnad zincirini şöyle ifade etmiştir: Babam Umame’den, o da Cafer-i Sadık’tan, o da babası (Muhammed Bakır) ve dedesi (Zeynelâbidin) vasıtasıyla İmam Hüseyin’den şunu rivayet etmiştir: İmam Hüseyin: Babam [İmam-ı Ali (kv)] bana hitaben: “Peygamberin (asm) bana öğrettiği, Yüce Allah’ın esrarından bir kısmını sana öğreteyim mi?” dedi. Ben de “Evet babacığım” dediğimde şunları söyledi: Peygamber (asm) anlattı ki:
"Ben çok sıcak bir günde ve zırhlı bir vaziyette Uhud’a doğru giderken, göğe baktım ve Allah'a dua ettim. Derken gök kapılarının açıldığını gördüm. Yukarıdan Cebrail, bir nur içerisinde bana geldi ve şöyle dedi: 'Yüceler Yücesi Allah, sana selâm ediyor. Bu zırhı çıkar, şu duayı oku; çünkü bu dua, o zırhtan daha büyüktür [seni daha fazla muhafaza eder]' buyuruyor. Ben: 'Ey Cibril kardeşim! Bu dua sadece benim için hususî bir şey mi, yoksa ümmetim için de geçerli midir?' diye sorduğumda, Cebrail: 'Bu dua, yüce Allah’ın hem sana, hem de ümmetine bir hediyesidir.' dedi.
İşte, böyle çok büyük bir kıymet ve ehemmiyeti olan Cevşen hakkında, Ehl-i Beyt’in........
