menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kelime mezarlığı (1)

13 0
30.06.2026

“Ziyaret edilen yer” manasındaki mezar, dilimizde “Bir kimsenin öldükten sonra gömüldüğü yer, kabir” anlamında kullanılır. 

Dünya nasıl kalıcı bir mekân değilse, mezar da öyledir. Önce sayılı nefeslerini tüketenler kendi mezarlarını ziyaret eder, sonra da geride kalan yakınları onların mezarlarını… 

Mezar için “kabir, ebedî istirahatgâh, makber, metfen, gömüt, sin” gibi müterâdif  

sözler de kullanılmakta.

"Sana ibret gerek ise / Gel göresin bu sinleri" Yunus Emre

Mezar yerine uydurulan sevimsiz bir kelimeyi ise Türk zekâsı “Ölürsem GÖMÜTüme gelme istemeem!” şeklindeki adaptasyonla tiye almıştır.

Mezarlarını ziyaret vakti genç iken gelip çatan, hayata gözlerini vakitsiz(!) yumanlar ise Yunus’un içini yakmaktadır:

“Bu dünyada bir nesneye / Yanar içim göynür özüm

Yiğit iken ölenlere / Gök ekini biçmiş gibi”

Gencecik yaşında Çanakkale’de şehid olan Mehmedciklerimize yakılan türküde ise kişinin özünü göyündüren, iç yakan bu hâlet “Ölmeden mezara koydular beni“ mısrâına sarmalanmıştır:

“Çanakkale içinde vurdular beni 

Ölmeden mezara koydular beni

Lâkin “ölmeden mezara girenler” hakikî vechesi ile Bediüzzaman’ın (ra) şu ifadesinde ifşâ edilir: 

“Ey iki hayatın ruhu hükmünde olan İslâmiyet'i bırakan iki ayaklı mezar-ı müteharrik bedbahtlar!” Tarihçe-i Hayat – 85

Bu bedbahtlık, asırlardır ruhumuzu süsleyen  'iffet, hayâ ve mahremiyet' gibi mefhumların kalblerimizdeki mezarlığa gömülmesiyle cemiyete sirâyet ediyor. Kelimeleri çıplaklaşan bir toplumun, sokakları........

© Yeni Asya