BM’de reform: “Barış yokken barışı koruyamayız
193 üyeli BM’de üye ülkelerin liderlerinin BM Genel Kurulu’ndaki konuşmaları, yine ağırlıkta barış, güvenlik ve istikrar temalıydı.
Ancak BM hakkında uzun süredir reform tartışmaları yapılıyor. Çünkü İkinci Dünya Savaşı sonrasında 24 Ekim 1945’te uluslararası barış ve istikrarı korumak amacıyla kurulan BM, özellikle Sovyetler Birliği’nin 26 Aralık 1991’de resmen dağılmasının ardından, dünya genelinde barış ve istikrarı koruyamadığı eleştirileriyle karşılaşıyor.
İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesi ile Sovyetler Birliği’nin dağıldığı tarihe kadar uluslararası sistem, iki kutuplu dünya düzeni şeklinde tanımlanmıştır. İki kutuplu sistem, ABD’nin liderliğindeki Kapitalist/Liberal ve NATO askerî yapılanmasıyla Batı Kutbu/Bloku’yla; Sovyetler Birliği’nin öncülüğündeki Sosyalist/Komünist ve Varşova Paktı askerî yapılanmasıyla Doğu Kutbu/Bloku arasında gerçekleşen gelişmeleri kapsayan Soğuk Savaş dönemidir.
BM’ye üyelik, uluslararası sistemin aktörleri olan devletler için uluslararası meşruiyet kaynağıdır. Sovyetler Birliği’nin yıkılmasıyla ABD, uluslararası sistemde tek hegemon güç olarak belirdi. Yani tek kutuplu uluslararası sistemin oyun kurucu/bozucusu hâline gelen ABD, BM sisteminin de Washington’un hedefleri doğrultusunda belirleyicisi olma çabasında. Ancak 11 Eylül 2001 terör olayları sonrasında, ABD “neo-conların ve evanjelistlerin” etkisiyle, eski Başkan George W. Bush’un liderliğinde “Yeni Dünya Düzeni” getirme girişimleri Afganistan ve Irak’a askerî müdahalelerle sonuçlanmıştı. Buna ek olarak ABD, Büyük Ortadoğu Projesi’ni (BOP) ortaya atarak işgal ve silah zoruyla Ortadoğu coğrafyasına “barış, demokrasi, özgürlük” getireceğini iddia etmişti. Ancak ABD tüm bu girişim ve projelerini silah zoruyla, Grace Halsell’in kitabındaki gibi “Tanrıyı Kıyamete Zorlamak” şeklinde uygulamaya çalıştığından başarılı olamadı. BOP’un da Kuzey Afrika ve Ortadoğu’ya yeni bir uluslararası sistem veya düzen getiremediği ve bölgeyi daha da........
