Şile’de kısa bir yolculuk
Bazen insan sadece bir yere gitmez; aynı zamanda bir dostluk, bir muhabbet yolculuğuna da çıkar. Yol boyunca yapılan sohbetler, paylaşılan sessizlikler bile ayrı bir hatıra olur.
İlk durağımız Ağlayan Kaya oldu. Rivayete göre sevdiğine kavuşamayan bir genç kızın gözyaşlarının taşa dönüştüğü bu yer, dalgaların kayalara çarpmasıyla “ağlıyormuş” gibi görünür. Hava muhalefeti sebebiyle yakınına gidemedik. Karadeniz’in dalgaları kayalara vururken, bu hüzünlü hikâyeyi düşünmemek mümkün değildi.
Daha sonra Şile Feneri’ne geçtik. 1860 yılında, Kırım Savaşı sonrasında inşa edilen bu fener, yıllardır denizcilere yol göstermeye devam ediyor. Rüzgârın sert estiği o anda, fenerin dimdik duruşu insana ayrı bir anlam veriyor. Etrafında kısa bir tur attık.
Sonrasında rotamızı Saklıgöl’e çevirdik. Ağaçların arasına gizlenmiş bu sakin mekân, şehir hayatının gürültüsünden uzak bir nefes alma yeri gibiydi.
Günün son durağı Kabakoz Plajı idi. Yağmur ince ince yağıyor, rüzgâr........
