menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Adalet-i mahzanın tatbik sahası-1

7 0
26.09.2026

Üstad Sünuhat adlı eserinin 26-27. sahifelerinde şöyle der: ''Şu âyet haktır, akla münâfi olamaz, hakikattir. Mücâzefe [aldatma ve yanıltma], mübalâğa, içinde bulunamaz.” Ancak müşahade ettiğimiz hali itibariyle insanlık tarihinden günümüze ve belki de kıyamete kadar adalet-i mahza hakkıyla hüküm ferma olmamış ve belki de kıyamete kadar hiçbir zaman hükümferma olmayacaktır. Çünkü Cenab-ı Hak insanın fıtratına derc ettiği bazı duygulara (özellikle akıl, şehvet ve gadab duygularına) şeriatça had koymamış. Bundan dolayı da imtihan gereği bu duyguların ifrat, tefrit ve vasat mertebeleri insanda tecelli etmektedir. İnsanlık âleminde adalet-i mahza içinde bilhassa kuvve-i gadabiyenin vasat mertebesi olan şecaat baskın olmayıp ifrat mertebesi olan tehevvür hükmedince adeta tüm insanlığı yok edebilecek bir gaddarlık yaşanabilecektir ve yaşanmıştır ve yaşanmaktadır.   

Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri, Muhakemat adlı eserinin Dokuzuncu Mukaddimesinde: ''Lâkin hem şahsî hem umumî hem cüz’î hem küllî olan hüsün, hak ve hayır ve kemâlin meydan-ı galebesi ve mahkeme-i kübrâsı ve beşeri, sair ihvanı olan kâinat-ı muntazama gibi tanzim ve istidadıyla mütenasip tecziye ve mükâfat veren, yalnız dâr-ı âhirettir. Zira, onda hak ve adalet-i mahzâ tecellî edecektir. ''diyerek bir nevi adalet-i mahzanın dünya hayatında çok az ve zor tecelli edeceğini bildirir. 

Ancak bu bizlere adalet perdesi altında........

© Yeni Asya