Böyle olacağı belli değil miydi?
Son günlerdeki “fon yolsuzluğu” bir yönüyle bunu da akla getirdi. Yapılan yanlışlıklar, haksızlıklar, adaletsizlikler bir şekilde döner gelir, o yanlışları yapanların karşısına çıkar.
Tabiî ortaya saçılan “fon yolsuzluğu”nda neler yaşandığını tam olarak bilemiyoruz. Şu an için bilinen en büyük yolsuzluk ya da haksız kazanç, eski bir bakanı işaret ediyor. Ne yazık ki bu kişinin yaptığı yanlış, sadece kendisi ile sınırlı kalmıyor ve “görüntüsü” sebebiyle de “bahane arayanlarca” çok geniş bir kitlenin sorumlu tutulmasına yol açıyor. Yolsuzluk ve usulsüzlüğe imza attığı belirtilen kişinin kıyafeti sebebiyle bütün inançlı insanlar da töhmet altına bırakılıyor. Sosyal medyada yer alan yorumlara bakılınca bu durumun “maddî zarar”dan daha yaralayıcı olduğu söylenebilir.
Belki bugün için çok konuşulmuyor, ama ortaya çıkan bu tablo “Din adına siyaset”in ne derece zararlı olduğunu bir defa daha göstermiş oldu. Mukaddes değerlerin alet edilmemesi gerektiği çok söylendi, ama bazıları bu ikazlara kulak asmadı. Neticede ortaya çıkan bu tablo “mütedeyyin insanlar”ın toplumdaki rollerine büyük zarar vermiş oldu. Dindar insanların hem de “dindar bilinen” siyasetçiler eliyle bu hale düşürülmesinin her halde ağır bir vebali vardır.
Ne yazık ki Türkiye’yi idare edenler “Adil olun, adaletten ayrılmayın, insanlara haksızlık etmeyin” benzeri tavsiyeleri hiç dikkate almadılar. Bir yandan haksızlık etmeye devam ettiler, bir yandan da kendilerini bu........
