Dua
Terim anlamı ise, “kulun bütün benliğiyle Rabbine yönelip hâlini arz etmesidir.” 1 Dua, kulun aczini Allah’a itiraf etmesidir. Dua eden kişi bilir ki kendinden büyük, her şeyi kudreti ile halleden bir zât var. Bu zât da Allah’tan başkası değildir. 2
Malumdur ki kişi kendinde olanı karşı taraftan talep etmez. Bizler O’ndan isteyeceğimizi isteyerek mâlikü’l-mülk3 olanın O (cc) olduğunu nefsimize ilan etmiş oluruz.
Dua ile ilgili Kur’ân-ı Kerîm’de birçok ayet-i kerîme bulunmaktadır. Mesela,
“Rabbiniz şöyle buyurdu: Bana dua edin, duanızı kabul edeyim.”4
“Rabbinize yalvara yakara ve sessizce dua edin. Çünkü O haddi aşanları sevmez.” 5
“De ki: “Kulluğunuz ve niyazınız olmasa Allah size ne diye değer versin!...”6
“Kullarım sana beni sorduklarında, (bilsinler ki) ben onlara çok yakınım. Bana dua edenlerin dualarını kabul ederim.” 7 ayetleri bu kabildendir.
Dua ile ilgili Peygamber Efendimiz de (asm) “Dua ibadetin özüdür”8 buyurmuşlardır. Bu nebevî öğüt bizlere duanın başlı başına bir ubudiyet olduğunu göstermektedir.
Dua, temelde iki kategoriye ayrılmaktadır. Bunlar:
a) Kavlî Dua: Kişinin isteyeceği şeyi sözle ifade etmesidir.
b) Fiilî Dua: Kişinin isteyeceği şeyin gereğini yapmasını ifade eder.
Bu dua biçimlerinden icabeti en hızlı olanı kulun kendisine düşeni yapmasıdır ki bu yönüyle duanın tevekkül9 kavramı ile anlamlı bir ilişkisi bulunmaktadır.
Günümüzde dua edip de duasının kabul edilmediğini iddia eden bazı kimseler bulunabilmektedir. Onlara bir temsille bu hususu açıklamak istiyoruz. Nasıl ki bir kimse doktora gitse ve ona ‘bana şu şu ilaçları yazıver’ dese doktor onun dediği ilacı değil, onun tedavisi için en hayırlı olan ilacı yazar yahut da ihtiyacı yoksa yazmaz. Aynen öyle de Cenab-ı Hakk da kullarınına aşırı düşkünlüğünden dolayı onun duasının karşılığını ya bekletir ya da en güzel hâliyle bu dünyada verir. Yahut da bu dünyada vermeyerek, sevabın bile kırıntısına muhtaç olacağımız kıyâmet gününe verir ki bu yönüyle dahi bir rahmettir. Şu söz de bu konuyu özetler mâhiyettedir aslında. “Allah verirse rahmetinden vermezse hikmetindendir. Allah’ın hikmetinden sual olunmaz.”
Fahr-i Kâinât Efendimiz de (asm) bu hususta: “Allah’a dua eden hiçbir mü’min yoktur ki Allah onun duasına şu üç şekilden biriyle karşılık vermesin: Ya........
