menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sandığın içindekiler

12 21
03.01.2026

«

Bak; defalarca İstanbul’u kazandınız ve halk emanetin adresini değiştirdi. Ne var bunda? Daha bin yıl bu ara kapatılacak gibi gözükmüyor. İstanbul’un yakasını yani -babamın dediği gibi- işi tadında bırakın. Sandık ne demişse o.

«

Sonrakilere de yanlış işler, izler, sözler miras bırakmayın. Dünya fânî… Mal mülk kabrin kapısında “pek esassızdır” diyor kitap.

«

İstanbul bu kadar rantın ve betonun hışmına uğramamıştı. Şehrin sakinleri artık “sakin” hayat istediğini medenîce ve kerelerce diyeceğini dedi; yakamdan düşün, diye nota verdi.

Fakat duymazlıktan geliyorsunuz. İstanbul gibi hamfendi ve beyfendi şehri yani bu halkın tercihini hiçten hiçe sayıyorsunuz. (Lütfen, nezaket diye bir şey var. Millet birini seçince iyi; ötekini seçince kötü mü oluyor?!)

«

Millet attığı oyun peşine öyle bir düşer ki… Türkiye “Demokrasihane” olur. Kötü mü olur?! (Siz de bu arada seçim, sandık, meşveret, demokrasi, adalet, hürriyet, hürmet, sadakat, kanaat nedir; -öyle kolay değil de belki- öğrenirsiniz.)

«

Hani vesayet bittiydi?! Darbeler........

© Yeni Asya