Hakikate Vakfedilen Bir Ömür
DİZİ YAZI: RİSALE-İ NUR EĞİTİM MERKEZİ (REM) - 6 ALİ DEMİR - [email protected]
Zira insan, bu dünyaya yalnızca nefsini tatmin etmek veya fânî bir refah içinde yaşamak için gönderilmemiştir. Bilakis, bu hayatın hakikî gayesi, hakaik-i imaniye ve Kur’âniyeyi bulmak, anlamak ve muhtaç gönüllere ulaştırmaktır.
Bir Saadet-i Ebediye Alışverişi
Risale-i Nur’un satır aralarında tezahür eden "vakfetmek" mefhumu, basit bir feragat değil; fâniyi bâkiye, cam parçalarını elmasa tebdil etme sanatıdır. Nur Talebeleri için hayatı vakfetmek, "Güneşten daha parlak ve Cennet gibi güzel" bir hakikate talip olmaktır. Bu yolda çekilen zahmetler, maruz kalınan zulümler ve "zulümden zulüme sürüklenmek" dahi, elde edilecek nimet-i uzmâ yanında bir hiç hükmündedir. Müellif-i Muhterem’in de ifade buyurduğu üzere, milyonlarca kahraman başın feda olduğu bizim de hayatımız feda olsun inşaallah. Bu iman-Kur’ân hakikatlerini bize ihsan ettiği için Rabbü’l-Âleminin huzurunda bir değil, bin başımız olsa yine de şükran secdesinden kalkmamak bize ucuzdur.
Zaman, İslâmiyet Fedâisi Olmak Zamanıdır
Bugünün fırtınalı, helâket ve felâket asrında, beşerin medar-ı saadeti ve umum İslâm’ın rabıta-i uhuvveti olan imanı kurtarmak, her şeyin fevkindedir. Bir Nur Talebesi, hayatını bu kudsî gayeye hasrederken, asıl ihlâs sırrına binaen hareket eder. Dünyevî hırsları, fânî korkuları ve münafıkların plânlarını "inadına ve rağmına" terk ederek, kendini fisebilillah bu hizmete adar. Bu adanmışlık, kişinin bulunduğu muhiti "tenvir ve irşad" etmesiyle meyve verir.
Sermaye-i Ömürden Gaye-i........
