Esrâr-ı Gaybiye-i Kur’âniyenin Mühim Bir Miftâhı: Rumûzât-ı semâniyede tevafukat bahsi -2
“Latif ve yüksek ve şüphesiz bir tevafuk” üst başlığı ile başlayan Yirmi Dokuzuncu Mektubun Sekizinci Kısmı olan Rumûzât-ı Semâniyenin Birinci Remzi, Üstad Hazretlerinin Birinci Cihan harbinde cephede, at üstünde Arapça telif ettiği, yaklaşık iki buçuk senelik Rus esaretinden İstanbul’a döndükten sonra 1918 yılında bastırılan ilk orijinal (Arapça) İşârâtü’l-İ’caz eserinde basım tarihinden yaklaşık 15 sene sonra “... tevafuk suretinde latif bir işaret-i i’caziyeyi gördük.” dediği Elif, te, lam, mim, vav ve lam elif gibi harflerle ilgili tevafuklar, beş küçük remiz ile, izah edilmektedir.
Beş Küçük Remizden Birinci Remizde, Üstad Hazretleri, Arapça orijinal baskılı İşârâtü’l-İ’caz’daki harflerde tevafuk suretinde tezahür eden latif işaret-i i’caziyeyi nasıl gördüğünü özetle şöyle anlatıyor: Bir sahifenin satırları başındaki eliflere baktığını, on dört adet çıktığını, karşı sahifenin satır başlarındaki elifleri saydığında ise , aynen on dört çıktığını, bütün kitapta bu tarz elifli tevafukun sekiz sahifede bulunduğunu, diğer taraftan bir sahifede elifle başlayan satır sayısı sekiz olanların kitabın tamamında on dört kez tekrarlanmakla acip tevafuk olduğunu bahsetmektedir. Kitabın bütününde farklı sayılarda elif tevafuklarını da zikrettikten sonra, başka çok kitaplara baktığını İşârâtü’l-İ’caz’daki bu tevafuklara benzer tarzda tevafuk göremediğini ve dolayısıyla bu tevafuklar hakkında “Ve hiçbir cihette tesadüf işi olamaz” diye hükmetmiştir. Bu Küçük Birinci Remzin sonunda, harflerin ve rakamların denk düşmesi, uygun gelmesindeki sırrı ve esas maksadın ne olduğunu şu cümle ile özetliyor: “Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan’ın tefsiri, elbette i’cazının cilvesine ayine olur.” ( Rumûzât-ı Semâniye, s. 87.)
Küçük İkinci ve Üçüncü Remizler:
Bu kısımlarda........
