menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Protokol kapısından vatandaş kapısına

26 0
15.09.2026

Bir sosyal medya fenomeni olsaydı, “Önemli değil. İstediği gibi olsun.” derdik. Ama bir siyasetçi ve dinî konulara da giren çıkan ve iniş çıkışlarla dolu bir siyasetçi. Dostu çok ama muhtemelen düşmanı ve diş bileyeni daha çok. Arşiv açmaya hazır olanlar da. Yeter ki şartlar uygun olsun.

Eskiler hatırlar. İlk çıkışlarından biri, 1994’te Ankara’daki bir müstehcen heykel bozuntusu için kullandığı “ben böyle sanatın içine tükürürüm” cümlesi ve ardından gelen linç fırtınasıydı. 

Dolayısıyla kendisi ve ailesi hakkında başlatılan malî yolsuzluk soruşturmasının ucu nereye varır meselesi mühim.

Gerçekten, iki haftadır herkesin birbirine en sık sorduğu sorulardan biri şu: “Bu işin sonu nereye kadar gider? Göstermelik adımlardan ibaret mi kalır yoksa hakikaten dokunulur mu?”

Bu iktidar döneminde bu iş göstermelik kalır ve bir süre sonra tavsar, sonra da kapatılır. Ama iktidar değişikliğinde lazım olacak olan pazarlık malzemesi kadar bir kısım ayakta tutularak. 

Zira herkes biliyor ki başka birçok siyasetçi gibi Erdoğan’ın da Gökçek’in de 1994’teki belediye başkanlığı döneminden bu yana gizli kasaları ve kayıt dışı keseleri var. 

Siyaset yapıp da devletin hışmına uğrama riski bulunan her siyasetçi ve her ekip için bu böyle. Bu bir tür mecburiyet. (Aslında aynı durum din hizmeti yapan ve sırf bu sebeple devletin hışmına uğraması muhtemel olan siyasetli ya da siyasetsiz dinî cemaatler için de geçerli. Bu ayrı bahis.).

Ama Gökçek için bu durum senelerdir bir mecburiyetin ötesinde, bir gönüllülük talimatı biçiminde. Aile boyu siyasetin malî yükü kayıt dışı kaynaklarla karşılanıyor. 

Bunun aynı zamanda suç olup olmadığı, ihaleye fesat karıştırma, parsel parsel satma/dağıtma gibi iddiaların ne........

© Yeni Asya