menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Laiklik: Dindarların yeni iç kavgası mı? -2

25 0
05.07.2026

“Ben laikim” diyen insan ne söylemek istiyordur? 

Ya “ben dinsizim ama bunu sosyal baskı vs. sebebiyle açıkça söyleyemiyorum, aslında söylemek isterdim” demektedir ya da “ben laikliği benimsiyorum” demektedir. 

Biz ikinci kısma bakacağız:

Benimsemek de iki türlü olabilir (İlginçtir, bu noktada “benimsemek” lafı kıymetli oldu:): Benzemek/bensemek ya da benimsemek…

İnsan, herhangi bir tür laikliği ya sadece devlet için “güzel, doğru, faydalı ya da gerekli” görüp benimser ya da -muhtemelen abartıp- hem devlet ve hem de kendisi için benimser. 

“Ben kendim de laik olacağım” diyenin bununla kastı şunlardan biri ya da bazıları olabilir: 

-Ben imansız (ışıksız/nursuz) ve dinsiz (istikametsiz ve pratiksiz) yaşayacağım.

-Ben imanlı ama dinsiz yaşayacağım.

-Ben imanlı ve dinli olacağım ama kimseye dilimle dinî nasihat etmeyeceğim. 

-Ben dindar olacağım ama kimsenin dinine ve dinsizliğine dilimle ve elimle müdahale etmeyeceğim/ettirmeyeceğim. 

-Ben din konusunda sadece samimî tavrımla çevreme örnek olmayı sürdüreceğim.

Bu tercihlerden hangisi hangi insanı ne kadar laik yapar ve hangi dinden ne kadar çıkarır? 

“Devlet laik olmalı” diyenin de kastı şunlardan biri ya da bazıları olabilir:

-Devlet baskın dinin toplumdaki görünümünü kaldırarak toplumu dinsizleştirmeli ve fertleri de en azından yetişkin oluncaya kadar dinden uzak tutmalı. 

-Anayasaya “devlet laiktir” yazmak yetmez, “devletin de toplumun da dini olmaz” ibaresi mutlaka yazmalı.

-Anayasaya “devletin tek dini vardır o da İslam’dır” ibaresi asla yazmamalı. 

-Anayasa’ya kişilerin dinlerini ferdî ve kollektif olarak yaşama ve dinî kanaatlerini dilediği gibi açıklama hürriyetinin var olduğu ve devletin her dinden/mezhepten vatandaşlarının hizmetkârı olduğu ve........

© Yeni Asya