menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sandıkta seçmenin hangi beyni konuşur?

8 0
23.09.2026

İnsan sandığa gittiğinde ne yapar? Bir partiye, bir adaya, bir programa oy verir. Bazen umuda, bazen korkuya, bazen de sadece “ötekinin” önünü kesmek için.

Ama asıl mesele oy vermeden çok önce başlar.

Karar, sandığın içinde doğmaz. Çocuklukta, babanın gazete okurken yüzündeki ifadede, annenin bir isme verdiği tepkide, mahalle sohbetlerinde, okulda ezberlenen tarihte, yaşanan ekonomik sıkıntıda, hissedilen haksızlıkta şekillenir. Büyürken bir “biz” ve bir “onlar” oluşur. Sandık başına gelindiğinde insan kendine “Kararımı verdim” der.

Peki gerçekten öyle midir?

Yoksa beyin, o kararın zeminini çoktan hazırlamış mıdır?

Siyaset biliminin en eski sorusu yeniden masada: İnsan neden oy verir?

Bu soruya sadece ekonomi, sosyoloji ya da ideolojiyle bakmak yetmez. Beynin çalışma biçimine de bakmak gerekir.

TEHDİT, ÖDÜL, DEĞERLENDİRME

Beyni “ilkel, limbik, frontal” diye üçe ayırmak fazla basit. Ama siyasal davranışı anlamak için üç

temel eğilim üzerinden düşünmek işe yarar:

Ödül ve kayıp hesabı.

Sorgulama ve bilişsel denetim.

Siyaset tam bu üç alanın ortasında durur. Çünkü sürekli aynı soruları sorar:

Modern siyasetin gücü burada. Sadece akla değil, duygulara, çıkarlara, korkulara, öfkeye ve aidiyetede hitap eder. Sandık yalnızca rasyonel tercihlerin yeri değildir. İnsanın kendi geçmişiyle, kimliğiyle ve ait olduğu toplulukla yüzleştiği yerdir.

MENFAAT: “BANA NE KAZANDIRACAK?”

İktidar seçmeni çoğu zaman “çıkar” ile açıklanır. Gelir, emekli maaşı, iş, çocukların geleceği, alışılmış

hayat düzeni… “Bunun devamını istiyorum” demek mümkündür.

Ama menfaat sadece kişisel kazanç değildir. Ailenin güvenliği, sosyal statü, bildik düzenin bozulmaması da menfaattir. İnsan bazen sahip olduğundan memnun olduğu için değil, kaybetmekten korktuğu için değişime karşı çıkar. Kaybetme........

© Yeni Ankara