menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Cemaat– Siyaset– Devlet– Rant

45 0
latest

Türkiye, Fethullah Gülen cemaatinin hain FETÖ paralel yapılanması gerçeğini çok ağır bedeller ödeyerek öğrendi.

Yıllarca eğitim kurumları, dershaneler, şirketler, finans kuruluşları, medya organları ve sivil toplum yapılanmalarıyla büyüyen Fethullah Gülen yapılanmasının devletin kritik kurumlarında nasıl örgütlendiği, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından bütün çıplaklığıyla ortaya çıktı.

Şimdi Türkiye'nin önünde başka bir cemaat ve çok ciddi bir soruşturma var:

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın “Alihan Kuriş çıkar amaçlı suç örgütü” olarak nitelendirdiği yapılanmaya yönelik soruşturmada 49 kişi hakkında gözaltı kararı verildi.

Alihan Kuriş’in de aralarında bulunduğu toplam 32 kişi tutuklandı. Gözaltındaki 38 şüpheliden 32’si tutuklandı, 6 kişi hakkında adli kontrol kararı verildi.

33 şirkete ait 80 adreste arama yapıldı.

MASAK incelemelerinde ise kişi ve şirketlerle bağlantılı 100 milyar lirayı aşan para hareketinden söz ediliyor.

Süleymancılar ile Fethullah Gülen yapılanması aynı dinî gelenekten gelmiyor.

Fethullah Gülen, Nurculuk geleneğinden etkilenen bir yapılanmanın lideriydi.

Süleymancılar ise Süleyman Hilmi Tunahan'ın oluşturduğu ayrı bir dinî cemaat.

Dolayısıyla bunları dinî açıdan aynı kefeye koymak yanlış olur.

Hatta iki yapı tarih boyunca aynı eğitim ve muhafazakâr toplumsal tabanda örgütlendikleri için rakip yapılardı.

Ama benim ilgilendiğim mesele inançları değil.

Örgütlenme modellerinde ortaya çıkan benzerlikler.

Cemaat → okullar/dershaneler → şirketler → para → siyaset → bürokrasi → emniyet → yargı...

Süleymancılar cemaati:

Cemaat → eğitim → yurtlar → şirketler → para → siyaset → devlet...

Süleyman Hilmi Tunahan'ın torunu ve eski AKP Milletvekili Fatih Süleyman Denizolgun, daha 15 Temmuz 2024'te, yani bugünkü operasyondan iki yıldan fazla önce, Kuriş grubuna bağlı olduğunu söylediği şirketlerin fotoğraflarını yayımladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı ve ilgili bakanları da etiketleyerek açıkça şöyle dedi:

“Cemaatimizle iltisaklı tüm şirketlere, vakıflarımıza ve derneklerimize mali operasyonların yapılması için ihbarda bulunuyorum”

Ardından 3 Ekim 2024'te Alihan Kuriş ve Gülderen Kuriş hakkında suç duyurusunda bulundu.

Süleymancılar içindeki yıllardır devam eden liderlik ve güç kavgası, Denizolgun'un 2024'te yaptığı açık ihbar ve suç duyurularıyla siyaset ve yargı boyutuna da taşındı.

Bu kavga yalnız cemaatin başına kimin geçeceği kavgası mıydı?

Yoksa asıl kavga, cemaatin milyarlarca liralık ekonomik gücünü, şirketlerini, vakıflarını ve yurtlarını kimin kontrol edeceği kavgası mıydı?

Ve bu rant ve iktidar kavgasında AKP iktidarı Denizolgun tarafında mı yer aldı?

Süleymancılar ile siyaset arasındaki ilişki AKP ile başlamadı.

Kemal Kaçar milletvekilliği yaptı.

Arif Ahmet Denizolgun Refah Partisi'nden milletvekili seçildi ve Ulaştırma Bakanlığı yaptı.

Ancak AKP döneminde ilişkinin çok önemli bir başka boyutu ortaya çıktı.

Süleyman Hilmi Tunahan'ın torunlarından Mehmet Beyazıt Denizolgun AKP'nin kurucuları arasında yer aldı ve AKP milletvekili oldu.

Fatih Süleyman Denizolgun da AKP milletvekilliği yaptı.

AKP ile Süleymancıların Denizolgun gurubu arasında çok yakın siyasi ilişki bulunduğu ortadadır…

AKP döneminde dinî yapılara sağlanan bazı kolaylıklardan Süleymancıların da yararlandığı iddiaları vardır.

Ve burada FETÖ ile Süleymancılar arasında ilginç bir tarihsel benzerlik ortaya çıkıyor.

FETÖ ile AKP arasındaki büyük kırılmalardan biri 7 Şubat 2012 MİT kriziydi. Dershanelerin kapatılması/dönüştürülmesi kavgası ise daha sonraki açık savaşın önemli eşiklerinden biri oldu.

Süleymancılarda da yıllarca süren siyasi........

© Yeni Ankara