Yurtta sulh cihanda sulh
Tam bir ay önce İran, ABD arasında müzakereler sürerken bir anda ortalık karıştı. Bazılarımız “banane” dedi ama piyasalar da karışınca homurdanmalar başladı. Petrol fiyatı artmış, altın dalgalanıyor, piyasalar karışık. “Ne oldu yine?” diyorsunuz. Cevap basit ama rahatsız edici: Dünya karıştıysa, ekonomi zaten çoktan etkilenmiştir! Bazen bir yolu sapmış füzenin gölgesi ekonomileri karanlığa gömüverir.
SAVAŞIN GÖLGESİNDE EKONOMİK GERÇEKLİK
Yaklaşık bir ay önce başlayan İsrail-İran-ABD gerilimi, yalnızca askeri bir çatışma olarak okunmamalıdır. Bu sürecin arka planı, 1970’li yıllara kadar uzanan jeopolitik ve ekonomik rekabetin bir sonucu aslında. İran’ın devrim sonrası ekonomik ve askeri olarak batıdan kopuk olması, ABD ve İsrail tarafından uzun vadeli bir tehdit olarak konumlandırılmıştır. Günümüze gelinceye kadar da her iki taraf da bu savaşın ergeç geleceğini sezip hazırlıklarını yapıyordu elbette. Hatırlayın İran’a karşı yapılan ekonomik ambargoları, nedeni neydi sizce?
Savaş deli Trump yönetimi ile beraber kapıyı çaldı. Ancak Trump yönetiminin beklediğinin aksine, savaş yalnızca cephede değil, toplumların içinde de kırılmalar oluşturdu. Tel Aviv’de Netanyahu karşıtı protestolar, ABD’de “No King” sloganlarıyla yükselen halk tepkisi, ekonomik maliyetlerin siyasal sonuçlarını açıkça ortaya koydu. Kibirliler cephesi kaybediyor gibi.
SAVAŞLAR CEPHEDE ATEŞLENİR AMA EKONOMİDE KARARA BAĞLANIR
Bu çatışmada en büyük fiziksel hasarı İran alsa da, stratejik anlamda en büyük ders; kontrolsüz güç kullanımının ekonomik ve toplumsal maliyetidir. ABD ve İsrail geri........
