Yaşanan yanlışlıkların düzeltilme çaresini kendi değerlerimizde bulalım!
Yaşanan yanlışlıkların düzeltilme çaresini kendi değerlerimizde bulalım!
Çareyi içimizde arayalım dışımızda değil.
Hep bireysel ve toplumsal çürümeye çare arıyoruz. Dindarlar da dini hayattan uzak olanlar da. İnternet, bilgisayar, teknoloji ağının bizi kuşattığını bildiğimiz ve zihin işgali altında olduğumuzun farkında olarak çare aranmalıdır. Yapay zekaya aşırı rağbetin her varlığın mahlûk/yaratık olduğunu, her şeyi yaratan, yoktan var eden, öldüren dirilten yüce yaratıcı Allah Teala’yı unutmadan çare aranmalıdır.
Peygamber Efendimizin tebliği, indirildiği çağda dinî, sosyal ve kültürel alanlarda köklü bir yenilik hareketi ortaya koymuştur. Ancak bu yenilik anlayışı, geçmişi tümüyle reddeden bir kopuş değil, insan fıtratına ve vahyin ilkelerine dayalı bir ıslah sürecidir. Çaresizlere çare, dertlilere deva, hastalara şifa taşımıştır. Yenilik, ilerleme, gelişme ve dinamizm, insanlığa mutluluk getiren adımlardır. Hz. Peygamber’in mesajı, her şeyden evvel geldiği çağda dinî, sosyal, ekonomik, ahlâkî ve kültürel düzenlemeler açısından muazzam bir yenilikti. Çünkü Hz. Peygamber’in gayesi toplumun değerlerini ne olursa olsun altüst etmek değil, her alandaki bozuklukları düzeltmekti. Kur’an-ı Kerim’de, Hz. Peygamber’in müminler için canlı ve mükemmel bir fazilet örneği olduğu bildirilmektedir. Dolayısıyla onun hedefi insanlara hayatta pratik olarak uygulayabilecekleri kuralları öğretmek ve bunları kendi yaşayışında göstermektir. Müminlere düşen de onu örnek almaktır. Bu hususla ilgili ayet-i kerimenin meali şöyledir: “Andolsun ki Resûlüllah, sizin için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok zikredenler için güzel bir örnektir.”
Namaz, zekât, oruç ve hac; yalnızca bireyin Allah ile ilişkisini güçlendiren ibadetler değil, aynı zamanda Müslümanları ortak bir kimlik ve kardeşlik bilinci etrafında buluşturan güçlü toplumsal bağlardır. Modern........
