İMDAT!
“Çürümeyi ve çölleşmeyi durduramazsak, yok olmaktan kurtulamayacağız!” başlıklı Yusuf KAPLAN hocamızın yazısını okuyuncaben de yazımın başlığını İMDAT koymaya karar verdim. Malûm İmdat, tehlike, çaresizlik veya acil durumlarda yardım istemek için kullanılan bir seslenme (ünlem) sözcüğüdür. Kelime kökeni Arapça “imdad” “meded” (yardım, el uzatma) kelimesine dayanmaktadır. İmdat (veya Osmanlıca yazılışıyla imdad), tehlike veya zor anlarda yardım istemek için kullanılan bir seslenme sözüdür. Tehlikeli bir durumda kalınarak “Yetişin, kurtarın” veya “Yardım edin” anlamında kullanılan bir çığlık veya sesleniş. Yangın, sel gibi tabii âfatlarda ilk seslenişimiz “İmdat!” çığlığıdır.
Mezuniyet törenleri bütün iğrençliğiyle sürerken, görmemişlik, şımarıklık ve eyyamcılığın pençesinde yok oluşa doğru sürükleniyoruz hep birlikte güle oynaya. Gösteri toplumunun hırs, hız, haz ve ayartının kölesi olmuş kitlelerinin oraya buraya savruldukları toplum bizim toplumumuz. İnsanımız da anlamın anlamını, değerin değerini, insanların yerlerini / konumlarını / duyarlıklarını yitirdikleri bir toplum oldu. Güle oynaya yok olmanın eşiğine sürüklendiği, hırsla, hızla ve hazla çürüyen, çürümek için can atan bizim insanımız. Bir toplum, ölümünü, yok oluşunu kutlar mı?
Uyuşturucu, hırsızlık, tefecilik, mahalle terörü, liselerde hatta ortaokullarda çığ gibi büyüyen ve kontrolden çıkma emareleri gösteren akran terörü, 14 yaşa kadar düşen cinsel ilişki yaşı ve o yaşta “senin-kızın benim-oğlan terörü”, her tür suça bulaşan ve bundan da haz alan gangster, çete grupları ve çıplaklık terörü. Tam anlamıyla zıvanadan çıkmış durumda çıplaklık terörü! Bildiğin terör bu, özgürlük değil!
Batı’nın bilge adamları: “En iyi köleler, kendilerini özgür zanneden kişilerdir” derken tam da bizim tersi dönmüş ahmaklarımızı mı resmediyor. Bizler de bu “cinnet toplumu”nun içinde yaşarken “İmdat!” çığlığı atmadan........
