menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dinimizin ahlaki hükümlerini hayata hakim kılalım!

33 0
19.07.2026

Dinimizin ahlaki hükümlerini hayata hakim kılalım!

Ayet ve hadislerin rehberliğinde yazarken şu hadis-i şerif hep dikkatimi çekmiştir.

Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: “İki özellik vardır ki müminde huy haline gelmez. Bunlar, hıyanet ve yalandır.” Bu hadis-i şerif, bir müminin karakterinde asla bulunmaması gereken iki kırmızı çizgiyi net bir şekilde çizer: “Hıyanet ve yalan.” Müslüman, beşerî zaaflar sebebiyle farklı hatalara düşebilse de özü ve sözü bir olmak zorundadır.

Güven ve dürüstlük imanın temel nişanesiyken; aldatma ve sahtekarlık bu özle tamamen çelişir. Dolayısıyla hıyanet ve yalan, geçici birer anlık hata olmanın ötesine geçip bir insanda kalıcı birer karakter özelliği halini almışsa, orada kalbi bir yozlaşma başlamış demektir.

Bu ebedi yatırımların en değerlisi ise arkamızda bizi dualarıyla yaşatacak hayırlı bir evlat bırakmaktır. Sevgiyle ve güzel ahlakla yetiştirdiğimiz her çocuk, geleceğe bıraktığımız en büyük mirastır.

Bu sebeple Allah’a bağlı, anne babasına sadık ve insanlığa faydalı evlatlar yetiştirmek ebeveynlerin öncelikli sorumluluğudur. Bütün bunlar da hadis-i şeriflerde zikredilen “güzel ahlaklı bir nesil” yetiştirmektir. Peygamber Efendimizin ahlâkını hayata hâkim kılmaktır. Ahlakın gücünü her hâl ve şartta topluma yerleştirmektir.

Bilgiler üzerine yoğunlaşmış okumalar, müzakereler, insanın kendi kardeşlerine bile tepeden baktığı, onları kurtarılması gereken zavallılar olarak gördüğü bir gözlük giydirebilir. Bundan kaçınmalıdır. Bireyleri ve toplumu zihin işgalinden kurtarmadan ahlâkî yapıyı sistemi kabullendiremeyiz.

Peygamberimiz “Faydası olmayan ilimden Allah’a sığınmıştır.” Böyle bir bilgilenmenin insanımızı götüreceği yer, dinimizin istediği yer olmaz.  

İyi amelleri gözümüzde büyütürken, defterlerimizdeki günahları unutma halimiz şımarmaya götürebilir. Tevbe edip, terk ettiğimiz günahlardan ötürü bir kenara çekilmemiz gerekmediği gibi, onların etkisinin tamamen yok olduğunu varsayan bir anlayışla dolaşmak da doğru değildir. Mü’min, umutla korku arasında, tevazu ile izzetin birleştiği yerde durmalıdır.

Dini, olduğundan eksik yaşamakla, olduğundan fazla yaşamak arasında........

© Yeni Akit