menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

15 Temmuz’u ayet ve hadis ışığında değerlendirelim!

18 0
yesterday

15 Temmuz’u ayet ve hadis ışığında değerlendirelim!

Her 15 Temmuz’da herkes düşüncelerini veya düşüncesizliklerini söylüyor. Âdeta her kafadan bir ses çıkıyor, ağzı olan konuşuyor. Hiç yorulmadan, düşünmeden tefekkür ve tezekkür zahmetine katlanmadan. Bazı kavramları hatırlatarak biz Müslümanların ölçüsü ve hayat tarzımız olan dinimizin ölçülerine göre 15 Temmuz’u yazalım ve okuyalım. Bahse konu olan fanatizmden başlayalım. 

Fanatizm; herhangi bir düşünceye, kişiye ve gruba eleştirel düşünceyi askıya alarak aşırı ve ölçüsüz bir bağlılık göstermektir. Fanatizm; akletmenin ve adaletin devre dışı bırakılması, duyguların ve aidiyet hissinin mutlaklaştırılması anlamına gelir. Modernleşmenin getirdiği dinî fanatizm, bireyin dinî aidiyetini sorgulanamaz bir dini kimliğe dönüştürmesi ve bu uğurda hakikati arka plana atmasıdır.

İslâm ise bağlılığı: akletme hikmet ve vahiy ekseninde şekillendirir. Kur’an-ı Kerim; fanatizmin psikolojik ve sosyolojik temellerine dikkat çeker. Fetih sûresinde Hudeybiye anlaşması sürecinde müşriklerin tavrı betimlenir/tasvir edilir. “O zaman inkâr edenler, kalplerine cahiliye taassubunu yerleştirmişlerdi. Allah da Peygamberine ve müminlere sekinetini indirdi.” Ayette geçen “sekine” yani sükûnet, İtidal ve Allah’tan gelen ölçü ve dengedir. Sekînet; öfkeye dayalı körü körüne bir aidiyet duygusuna karşı tedbir ve cevaptır. 

Cemaatin ve insanımızın düştüğü/düşürüldüğü bu durum; hakikati değil, kendi tarafını yüceltmesidir. Halbuki Kur’an-ı Kerim: “Hakkı ayakta tutun, adaleti gözetin, bir topluluğa olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin.” (5 Maide 8) buyurarak aidiyetten önce adaleti merkeze koyar. Bu da gösterir ki İslâm’da sadakat, ancak hakkın ve adaletin hizmetinde meşrudur. Taassup ise cahiliyenin kalıntısıdır. 

İslâm’da itaat esastır. Ancak bu itaat mutlak değil, sınırlı ve meşruiyet dairesindedir. Kur’an-ı Kerim’de itaatin ancak Allah ve Resulüne dayalı olduğu müddetçe geçerli olduğunu bildirir. Kayıtlı ve şarta bağlı itaat vurgulanır. Nitekim Peygamber Efendimiz: “Allah’a isyan olan bir konuda mahlûka itaat yoktur.”........

© Yeni Akit