İsrail’in parçalanan zırhı
İsrail’in parçalanan zırhıREFİK TUZCUOĞLU
İtalya'nın köklü dergilerinden L'Espresso'nun sarsıcı kapağını gördünüz mü?
Harabeye dönmüş, taş üstünde taş kalmamış bir Batı Yaka sokak manzarasının önünde, objektife küstahça sırıtan bir İsrail askeri... O vampirleşmiş sırıtış çok şey anlatıyor; "Bize kimse dokunamaz, hesap soramaz" diyen hastalıklı ruh halinin vesikası adeta.
Bu kapağın Avrupa medyasının merkezinde yayınlanması, Siyonizme artan tepkilerin boyutunu ve İsrail diplomasisinin nasıl bir panik sarmalına girdiğini de gözler önüne serdi. İsrail'in İtalya Büyükelçisi Jonathan Peled, alelacele resmi bir kınama yayınlayarak, dergiyi "gerçekliği manipülatif bir şekilde çarpıtmakla" suçladı. Ancak işin trajikomik tarafı, Büyükelçi Peled yeri göğü inletirken, derginin piyasaya çıktığı gün İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich'in yeni bir "Büyük İsrail" (Greater Israel) genişleme planı açıklamış olmasıydı. Bu ironi, L'Espresso'nun kapağının ne kadar isabetli bir tespit olduğunu kanıtlamış oldu.
Siyonist akla teslim olan Washington'ın bu vahşeti "demokrasi" ve "Hristiyan milliyetçiliği" kılıfıyla pazarlama çabası, bizzat Hristiyan dünyasının kalbinden de tarihi bir tokat yedi. Papa, "Tanrı hiçbir çatışmayı kutsamaz. Barış Prensi'nin müridi olan hiç kimse, bugün bomba atanların yanında yer alamaz" diyerek bu kanlı ittifakı adeta aforoz etti. Trump'ın bugünlerde panik halinde kiliseye savaş açmasının altında yatan sebep de içine düştüğü bu hezimettir. Zira Amerika’nın en etkili üç Katolik kardinali, ana akım medyanın (CBS) ekranlarına çıkarak, Oval Ofis'in kanlı Orta Doğu siyasetini sert bir dille mahkûm etti. Bu, sıradan bir itiraz değil; kardinallerin kameralara bakarak doğrudan Trump’ın varlık sebebi olan "dindar seçmen tabanına" seslenmesiydi. Siyasi gücünü dini bir kılıfla desteklemeye alışmış olan Trump için, Hristiyanlığın merkezi tarafından vahşetle suçlanmak derin bir çatlak oluşturuyor.
Kiliselerden........
