İnsanlığın aynasında Gazze
İnsanlığın aynasında Gazze
Tarih bazen yalnızca geçmişin sayfalarında kalmaz; farklı isimlerle, farklı yüzlerle ve farklı coğrafyalarda yeniden karşımıza çıkar. İnsanlığın büyük imtihanları çağ değiştirir, fakat özü değişmez. Bugün Gazze’ye bakıldığında yalnızca bir savaşın, bir kuşatmanın veya siyasi bir çatışmanın manzarası görülmüyor. Orada aynı zamanda insanlığın vicdanı sınanıyor; adalet anlayışı, merhamet iddiası ve insanlık tasavvuru ağır bir imtihandan geçiriliyor.
Gazze’de bir Musa mücadelesi, Batı Yaka’da ise bir İsa çilesi yaşanıyor derken kastedilen de budur. Bu ifadeler tarihî şahsiyetleri bugüne taşımaktan ziyade, hak ile zulmün asırlardır değişmeyen mücadelesine işaret eden sembollerdir. Çünkü tarihin özü, çoğu zaman güç ile hakikat arasındaki gerilimden oluşur. Dün başka isimlerle anılan mücadeleler, bugün başka şehirlerde yeniden ortaya çıkıyor.
Kerbela da sadece geçmişte yaşanmış bir matem değildir. Kerbela, susuz bırakılan mazlumun adıdır; çaresizliğin ortasında vakarını koruyan insanın adıdır. Annenin evladına sarılamaması, çocuğun gökyüzüne korkuyla bakması ve masumların güven duygusunu kaybetmesi, sadece bugünün haberleri değildir; bunlar insanlığın hafızasına kazınan ağır sahnelerdir. Çünkü bazı acılar bir coğrafyaya ait olmaz; insanlığın ortak yüküne dönüşür.
İnanç, karanlık zamanlarda insana yön veren bir kandil gibidir. Dinî hakikatler yalnızca teselli üretmek için değil, insanın olaylar karşısında doğru bir muhasebe yapabilmesi için de vardır. Fakat mesele yalnızca hakikati bilmek değildir; hakikatten ders çıkarabilmektir. Musibetler bazen yıkar, bazen de uyandırır. Eğer yaşananlardan ibret alınabilirse, insan sadece çevresini değil, kendi iç dünyasını da yeniden........
