Dünyayı saran büyük musibet ve alınması gereken önlemler
Toplumsal bir istiğfar ve tövbeye hem de çok şiddetli ihtiyaç var. Bu kadar bela ve musibetin sökün edip üzerimize üşüşmesi hiç de hayra alamet bir durum değil. Kaderin tövbe çağrısı bela ve musibetlerle olur. Kul bu çağrıya uyar, yaptığı hata ve günahlarından dönerse bu uyarılar onun hakkında hayra dönüşür. Fakat aksi durumda netice de aksi olur; bu uyarılar kahhâr bir tecelliyi netice verir.
Çoğunluğun işlediği günahlar ancak çoğunluğun tövbesiyle bertaraf edilir. Çoğunluk gafletini sürdürdükçe umumi belaların refi imkansızdır. İşte o zaman “Öyle bir fitneden korkun ki, geldiği zaman sadece zalimlere isabet etmez” (Enfal, 25) ayetinin ikaz ettiği gerçekle yüzleşmek zorunda kalınır. Musibet masumları da istisna etmez, umuma gelir, masumların mükafatı ahirete kalır.
Kuraklık yağmur duasının, güneş ve ay tutulmaları küsuf ve husuf namazlarının vakti olduğu gibi, umumi bela ve musibetler de umumi istiğfar, umumi tövbe ve umumi duaların vaktidir. Bu tür vakitleri bu mantıkla değerlendirip dua ve istiğfara yönelenler riski fırsata çevirmenin en güzel örneğini sergilemiş olurlar.
Gafletlerini sürdürenler ise sadece insanların, sadece meleklerin değil, hadisin ifadesiyle, bütün varlık aleminin lanetine hak kazanırlar. Gökte uçan kuşlar, ormanlarda yaşayan vahşi hayvanlar, denizlerdeki balıklar, bu tür gafillerin sebep oldukları kuşatıcı bereketsizlikten şikayet ederler.
En büyük musibet dine, ahlaka, milli ve manevi değerlere gelen musibettir. Bu zaviyeden bakıldığında bütün insanlığın böylesi büyük bir musibete maruz kaldığı görülür. “Yapay etkenler”in bütünü bu musibeti körükler vaziyettedir. Yığınlar kendilerini ateşe atan kelebekler gibi felakete atılmakta adeta birbiriyle yarışmaktadır. Bilmem ki insanlık olarak kıyameti davet ettiğimizin farkında mıyız?
Bu büyük felaketten kurtulmanın tek çaresi, kavli,........
