Büyük İslam Birliğine doğru
Büyük İslam Birliğine doğru
Hedefe en hızlı varanlar, yavaş yavaş acele etmesini başaranlardır. Her uzun soluklu yürüyüş küçük adımlarla başlar. Türkiye- Pakistan ve Suudi Arabistan, 7 Ağustos 2026 tarihinde Mekke’de Ortak Savunma Anlaşmasını imzaladılar. Böylece kısa bir zaman sonra tekevvününü beklediğimiz Büyük İslam Birliği’nin ilk adımını atmış oldular.
Bu vesile ile Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’i ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed b. Selman’ı can ü gönülden kutluyor; bürokratik alt yapıda emeği geçen herkese Ümmet-i Muhammedin bir ferdi olarak teşekkürlerimi arz ediyorum.
Elbette İttihad-ı İslam arzusu yeni bir konu değil. Dünden bugüne değerlendirildiğinde, içinde ümmet bilinci kıvılcımı taşıyan her yüce istidat yüreğinde böyle bir sevda mayalamış ve bu sevda uğruna her türlü engelleri göğüsleyerek ümmeti o yönde uyandırmaya çalışmıştır.
Ben bu yazımda çok sayıdaki o sevdalılardan sadece ikisinin ifadelerine yer vermek durumundayım. O sevdalılardan ilki Bediüzzaman Hazretleridir. 1955 yılında Türkiye- Irak- Pakistan-İran arasında kurulan Bağdat Paktını coşkun bir sevinçle karşılamış, bu sevincin verdiği feveranla, siyasetle arasına koyduğu rezervi kaldırarak dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar’a ve Başbakanı Adnan Menderes’e şu mektubu yazmıştır:
“Reisicumhur’a ve Başvekil’e,
Kabir kapısında ve seksen küsur yaşında, birkaç hastalıkla hasta bulunan ve ölüme kendini yakın gören bir bîçare garib ihtiyar der ki: Size iki hakikatı beyan ediyorum:
Evvelâ: Sizlerin Pakistan ve Irak’la gayet muvaffakıyetkârane ittifakını, bu millete kemal-i samimiyetle, sürur ve ferah ile........
