Bağımsızlık Gününde (14 Ağustos 1947) Mekke Anlaşmasının muhatabı Pakistan’a bakış
Bağımsızlık Gününde (14 Ağustos 1947) Mekke Anlaşmasının muhatabı Pakistan’a bakış
Mekke Anlaşması; Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan ve Mısır dışişleri bakanlarının Amman'da bölgesel gelişmeler ve stratejik su yollarının güvenliği konularını görüşmek üzere gerçekleştirdiği dörtlü toplantının üç’lü zirveye dönmesiyle ortaya çıkmıştı.
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in; Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile imzaladığı "Mekke Ortak Savunma Anlaşması” Pakistan’da ajanslara düşmeye başladığı anda heyecan dalgası 260 milyonluk Pakistan halkının neredeyse tamamını sarmıştı.
Konuyla ilgili açıklama Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’ten geldi. Şerif açıklamasında; Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Bin Selman ile Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı imzalamaktan “Onur” duyduğunu belirttikten sonra devamla; “Üç kardeş ülkenin inanç, dostluk ve barış ile güvenlik konusunda ortak kararlılıkla birleşerek, Haremeyn'in gölgesinde imzaladığı bu tarihi anlaşmanın, gelecek nesiller için bir barış kalkanı olarak kalmasını ve üç kardeş ülkenin yanı sıra ümmete de refah getirmesini diliyorum” ifadelerini kullandı.
Sevinçten sokaklara fırlayanlar, birbirine sarılıp göz yaşı dökenler, tabiri câizse ayılanlar-bayılanlar görkemli bir mutluluk tablosu oluşturmuştu. Dost ve kardeş Pakistan halkı, Türkiye ile birleşmenin, tek vücut olmanın (onların ifâdesi) gecikmiş bir karar olduğunu, buna rağmen mükemmel bir irâde ortaya konulduğuna inanıyorlardı.
Böyle düşünülmesi normaldi çünkü bize karşı tarihin derinliklerinden gelen bu sevgi ve muhabbeti taşıyan Pakistan halkı ile bir kardeşlik hukukumuz vardı.
Kardeş Pakistan ile Türkiye’nin stratejik ortaklık ötesi böyle bir duruma gelmesi yıllar ötesine tâ Ak Hunlar'a, sonrasında Gazneliler ve Timuroğulları'nın kurduğu medeniyetlere dayanır. O izleri Pakistan'da hâlâ görmek mümkündür. O bölgelerde hatırı sayılır Türk nüfus ise Abatâbâd, Mansehra, Haripu ve Muzafferâbâd şehirlerinde (Hazara ve Keşmir bölgelerinde) görülür. Yine uzun ömürlü oluşlarıyla bilinen (110 - 120 yaş) Hunza Türkleri de dağlık bölgelerde hayatlarını sürdürmektedirler.
Ancak en önemli birlikteliğimiz İslâm Halifesinin memleketi Türkiye’de verilen “Millî Mücâdele” dönemine dayanmaktadır. Bildiğiniz gibi millî mücâdelenin başladığı dönemlerde, Enver Paşa’nın Libya savunmasını birlikte yaptığı, Harbiye Nâzırı olunca İstanbul’a getirdiği İslâm Coğrafyasında oldukça sevilen Senûsî Târikatının Şeyhi Ahmed Senûsi Dünyanın dört bir köşesinden âlim-ûlemâ ve kanaat önderlerini Sivas’a dâvet etmiş, topladığı ilk İslâm Konferansını 18 Şubat 1921 günü Sivas’ta açmış ve bu büyük İslâm Konferansı’na başkanlık etmişti.
Konferansta Sebilü'r-Reşad Dergisinde de yayınlanan konuşması çok etkili olmuş, bu konferansa katıldıktan sonra memleketlerine dönen Pakistan’lı âlimlerin teşvikiyle millî mücâdeleye özellikle o zamanlar henüz devletlerini kurmamış Pakistan Halkından, para, altın, mücevher yağmıştı.
(Pakistan’lı bir kardeşimiz büyükannesine........
