Kırmızı düğmeye basan insanlık
Kırmızı düğmeye basan insanlık
AHMET CAN KARAHASANOĞLUBazen anlamlandıramadığınız bir duygunun ne olduğuna dair açıklayıcı bir makale ile karşılaşırsınız. Bir filmde veya hiç tanımadığınız bir yabancı o anlamsızlığı tarif etmeye başlar. Hangi olayın hangi sebepten kaynaklandığını anladığınızda zihniniz daha net karar verir.
1954 yılındaki bir fare deneyi bugünün haz kültürünü anlama tahtında incelenmeli. Benny isimli fareyi ortasında kırmızı bir düğme olan kafese koyarlar. Benny, kafeste rastgele gezerken o kırmızı düğmeye dokunduğu anda beynine zevk hissi veren bir şok yaşar. İlk başlarda Benny düğmeye bilinçsizce bastığı için hazzın tam olarak nereden geldiğinin farkında değildir. Zevk hissi devam eder ve bir süre sonra fare düğmeyi keşfeder. Düğmeye basmak mutluluktur. Kısa ve net.
Buradan sonra araştırılacak olan, fare yiyeceğe mi daha fazla tepki verecek? Kafese en sevdiği yiyecek konur. Benny oralı bile değildir; karnı açtır ama kırmızı düğmeye basmaya devam etmektedir. Kafese bu defa dişi bir fare koyarlar ve kafesten rahatça kaçabilmesi için kafesin çıkış kapısını da açarlar. Fare ne dışarı çıkar ne yemeğe bakar ne de dişiye bakar. O sadece haz düğmesine odaklanmıştır. Bilim, bu fare vesilesiyle bir sonuca ulaşıyor: Çaba harcamadan ödül hissi bu kadar kolaysa neden mücadele edeyim ki?
Buraya kadar her şey güzel ama hüzünlü olan Benny’nin bu alışkanlığı gitgide artırdığı. Beyindeki dopamin sürekli uyarıldığında artık öyle bir hal alıyor........
