menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kahire, hüzünlü bir şiirdir

32 0
19.09.2026

Bazı kentler vardır, bir kere gittiniz mi artık bir daha ne zaman geriye dönerseniz aklınız hep orada kalır. Kahire böyle bir yer, büyülü bir şehir. Adeta doğal bir film platosu.

Bu şehri göreli üç yıl olmuştu, ama yine depresif bir güçle çağırdı. Gitmeliydim. Kahire sizi çağırdığında gitmezseniz bir daha asla davet edilmeyebilirsiniz.

Orada aldığım bazı notları paylaşacağım. Bu yüzden bir köşe yazısından çok “sayıklama notları” niyetiyle okunması gerekir. Her yazma faaliyeti bir tür doğum sancısını andırır. Bu sancının çığlık seslerinden fragmanlar…

Yakındaki bir camiden Kur’an sesi geliyor. Güneş sokağı aydınlatıyor ama insanın içindeki karanlığa ulaşamıyor. Ruhun karanlık labirentlerine yolculuk tahtında bir tecrübe bu.

Kavurucu, tozu dumana katan kalabalığının ortasında, kentin gürültüsünden kaçıp sinemanın serin gölgesine sığınmış afişlere bakarken ruhumdaki anlam arayışı biraz daha derinleşiyor. Parlak renkler, yalan gülüşler, unutmaya yaramayan müsekkinler… Teker teker onların kişiliklerine bürünüyorum.  İnsanın kendinden kaçmak için kurduğu sûni dünyanın sonunda ölüm var.

Her şey bir süre sonra mutlaka tuhaflaşıyor, karmaşıklaşıyor, sıradanlığını kaybediyor. Ve bir noktadan sonra insan ister istemez kendinden de şüphe etmeye başlıyor. Acaba tuhaflık gerçekten diğerlerinde mi? Yoksa ben de onlar gibi normal biri değil miyim?

Belki de bütün bu karmaşanın içinde, fark etmeden kendime benzeyen hayatları ve insanları çekip duruyorum. Sonra da dönüp, neden hiçbir şeyin normal gitmediğini kendime........

© Yeni Akit