Felaha erenler
“Muhakkak ki namazlarında huşû içinde olan mü’minler felaha ermişlerdir.” (Mü’minûn 23/1-2)
Bu ayet ile birçok hadis-i şerifte vurgulanan namazda huşû konusunu İmam Gazali şöyle tavzih eder:
Peygamberimiz (s.a.): “Namaz kıldığın vakit (nefsine-hevasına ve ömrüne) veda eden (ve Rabbine yönelen kişi) gibi namaz kıl.” (İbn Mâce) buyurmuştur. Yine bir hadiste: “Sâhibini fenalıktan alıkoymayan namaz, Allah’tan uzak olmaktan başka bir şeyi arttırmaz.”(Taberânî) buyurulur.
Gazali: “Namaz, Allah’a münâcaat(gizli yalvarış)tır.” der ve sorar: “Gaflet ile münâcaat olur mu?”
Bekr ibn Abdullah: “Ey Âdem oğlu, Mevla’nın huzuruna izinsiz girip tercümansız konuşmak istersen, bunu yapmak senin için mümkündür. ‘Nasıl olur?’ diye sorarsan: Güzelce abdest alır, namaz kılacağın yere gidersin; işte müsaadesiz huzura girmiş ve tercümansız olarak O’nunla konuşmuş olursun.” der.
Hz. Aişe (r.anhâ) “Resulullah bizimle, biz de onunla konuşur, güler ve sohbet ederdik; ama namaz vakti gelince, (azamet-i ilâhîden dolayı) sanki o bizi bilmez, biz de onu bilmez, birbirimizi tanımaz gibi olurduk.”
Peygamber Efendimiz (s.a.) başka bir hadisinde; “Kişinin bedeni ile kalbini (huşû ile) hazırlamadığı bir namaza, Allah Teâlâ bakmaz (değer vermez).” buyurmuştur...
Yine Peygamberimiz (s.a.), namazda sakalı ile oynayan bir kişi görmüş ve: “Eğer bunun kalbinde huşû olsaydı azalarında da olur ve sakalı ile........
